ARAŞTIRMA

AKRAN ZORBALIĞINI FARK ETMEK VE İYİLEŞTİRMEK

“Çocuk bunlar. Olur böyle şeyler, kendi aralarında hallederler.” derler ya hani; olmaz! Ve bazen halledemezler. Çocuklar her iteklemeyi, her alayı derin bir travma gibi yaşamasalar bile bazı sözler ve davranışlar vardır ki, açtıkları yaranın farkına varılmaz ve hemen müdahale edilmez ise büyümeye devam ederler…

Akran zorbalığını çocuk ve ergenlerde görülen, kendi yaşıtları tarafından sözel, fiziksel, sosyal ve/veya duygusal şiddete maruz kalma durumu olarak tanımlayabiliriz. Akran zorbalığı özellikle son yıllarda sıkça duyduğumuz bir terim haline geldi. Sorunun yaygınlığından, sıkça anılmasından olsa gerek, konunun sıradanlaşması, görmezden gelinmesi ve dikkate değmeyen bir durummuş gibi kabullenilmesi, mücadelenin gereksiz olduğu düşüncesi maalesef yaygınlaşmaktadır. Oysaki üzerinde oldukça durulması gereken, çok hassas bir konudur akran zorbalığı. Çünkü etkileri okul bitse dahi bitmeyip yıllarca sürebiliyor. Bir Fin araştırması; 8 yaşındayken zorbalığa maruz kalan erkek çocuklarının, çocukluk depresyonu kontrolünde büyümelerine rağmen 18 yaş civarında ciddi depresyon geçirdiklerini saptamıştır1.

Zorbalık, ilkokullarda %17.4 mağduriyet oranıyla başlıyor2 , ortaokul ve lise seviyesinde %30’lara tırmanıyor3 . Türkiye’de bu rakam %50’lere varabiliyor, yani her iki çocuktan biri!4 Bir düşündüğümüzde çok ciddi rakamlar olduğunu fark etmek hiç de zor olmasa gerek.

Peki zorbalıkla ilgili; hem kurban hem de zorba için öğretmenler ve okul olarak neler yapılabilir?

Zorbalıkla mücadele kapsamında ilk etapta okuldaki eğitim görevlileri, asistanlar, sekreterler ve hizmet personeli için bir eğitim planlamak çok daha etkili olur. Çünkü aslında zorba da kurban da yardıma muhtaçtır. Bazen her ikisi de yardım isteyemez. Çoğu zaman zorbalığa tanık olan yetişkinin müdahale etmeyip görmezden gelmesinin sebebi, nasıl etkili müdahale edeceğini bilmiyor olması yani bu konudaki özgüvensizliğidir. Zorbalığın bir okul kültürü haline gelmemesi adına zorbalıkla mücadele sistemli olmalıdır. Yardım istendiğinde bu yardımın okul içinde ne şekilde verilebileceğini bilmek gerekir. Sağlam bir planınız yoksa zorbayı ‘bir kenara çekip konuşmak’ durumu sandığınızdan daha da zora sokabilir.

Okul ekosisteminde meydana gelen problemli davranışlar, herbir bireyin okul dışı dünyasını da kapsayan daha geniş̧ bir sosyal ortamın ürünüdür. Sınıftaki her bireyin tavrı, okulun genel kültürünü etkileyecektir. Bu yüzden yalnızca zorbanın ve mağdur ettiği kişilerin değil, konuya müdahil olan herkesin okul kültürü üzerinde bir etki gücü olduğunu, hiç kimsenin ‘etkisiz eleman’ olmadığını anlamak, buna göre sorumluluk almak gerekir. Yetişkinlerin dikkatini çekmeyi başaran tekil bir zorbalık vakası, dikkatlerden kaçmış̧ olan benzer olayların varlığına dair şüphe uyandırmalıdır.

Zorbalıkla mücadele programında öğrencilerle çalışmak, sürecin olmazsa olmaz bir parçasıdır. Zorbalığa müdahale etmeden önce öğrencilerin de zorbalık hakkında ne bildiklerini, çevrelerinde olan bitenlere ilgilerini ve kendilerini nasıl gördüklerini tespit etmek için işe bir anketle başlamanın faydalı olacağını düşünüyorum. Amacı, kimin kime ne yaptığını tespit etmek ve cezalandırmak olmayan, tamamen özel kalacak bu belgeler sayesinde okul yönetimi, nasıl bir genel tutum izleyeceğini belirleyecektir.

Zorbalığa uğrayan çocuklar gözden kaçırılmamalıdır. Öğretmenler sınıf içindeki tutumları dikkatlice gözlemlemelidir. Gerek zümre toplantılarında, gerekse idare ile yapılan görüşmelerde zorbalık hakkında nelere dikkat edilmesi gerektiği tüm öğretmenler tarafından kararlaştırılmalı ve bilinmelidir. Örneğin sınıfta alay konusu olan bir öğrencinin daha önce de benzer bir durum yaşayıp yaşamadığını düşünmeli, olayın kronikleşiyor olmasına dikkat edilmelidir.  Veya okul revirine giden çocuklar hakkında küçük bir gözlem de yarar sağlayacaktır. Reviri sıkça, aynı sebepten ötürü kullanan çocuklarda psikosomatik durumlar üzerinde düşünülmelidir.

Okul ekibi tarafından sağlanan fikir birliği ve işbirliğinin ardından sıra öğrencilere müdahaleye gelmektedir. Zorbalık davranışı sergileyen bir çocuğa doğru bir müdahale nasıl olmalıdır?

Cezalandırılan, çoğunlukla eylemi yapan kişidir. Oysa son yıllarda çocuk gelişim uzmanları ve psikologlar, karşı olunan noktanın çocuğun kendisi değil eylemi olduğunu vurgulama gerekliliğinin altını çizerler. Yanlış yapan çocuk sevilmediği ya da istenmediği hissine kapılırsa, daha büyük problemlerin önü açılır. Oysa istenmeyen çocuğun zorbalık davranışıdır, kendisi değil. Bu konuda yetişkinin net ve açık biçimde kendini ifade etmesi gerekir. Net ve açık ifade, zalim ve saldırgan ifade demek değildir. Başlangıç olarak ne gördüğünü ve ne beklediğini söylemek yeterli olacaktır:

“Arkadaşınızı tuvalette rahatsız edip, kapısını açmaya çalışmışsınız. Onunla alay ederek kalbini kırmış, parmağının da kapıya sıkışmasına neden olmuşsunuz. Bunların hiçbiri kabul edilemez. Özel bir alanda kimseyi huzursuz etmeye hakkınız yok, bu bir. Kaba sözler her şeyden önce size yakışmıyor, bu iki. Okulumuzda kimse kimseye fiziksel şiddet uygulayamaz, bu üç. Yaptıklarınızı kınıyorum. En kısa zamanda arkadaşlarınızla olan derdinizi daha medeni bir şekilde çözmenin yollarını bulmanızı bekliyorum!”

Çocuklarla sorun çözmede sözlerin etkisini arttıran faktör, ne yapılmaması gerektiğini söyledikten sonra ne yapılmasını beklediğinizi söylemeniz olacaktır. Yukarıdaki örnekte “En kısa zamanda arkadaşlarınızla olan derdinizi daha medeni bir şekilde çözmenin yollarını bulmanızı bekliyorum!” cümlesi, konuşmanın yalnızca bir azarlamadan ibaret olmamasını sağlar ve yetişkinin çocuklara umutla baktığının altını çizer. Çocukların davranışlarını değiştirmek ve yetişkinin gözüne girmek için artık bir yol haritaları vardır.

Neden özür diletmeyelim?

Kimi okullarda zorbanın kurbandan özür dilemesi makul bir yaklaşım olarak düşünülür. Şiddet içermeyen bir tavırla zorbayı kurbanla özel bir mekânda ya da topluluk önünde buluşturmak, özür dilemesini ve topluluk önünde ise yaptığından utanmasını sağlamak, zorbanın kendisini bir daha bu duruma düşürmek istememesini sağlayabilir. En kötü ihtimalle zorba, bir daha zorbalık yaparken yakalanmamak için gerekli önlemleri almayı düşünecektir.

Sınıfta Akran Zorbalığı Bilincini Oluşturmak

Duruma yaşandıktan sonra müdahalenin yanı sıra, tüm sınıf öğrencilerini kapsayan önleyici çalışmalar da yapılmalıdır. Rehberlik saatlerinde sınıfça toplantılar, beyin fırtınaları vb. etkinlikler yapılarak akran zorbalığı gündeme alınmalıdır. Aşağıda bazı etkinlik önerileri yer almaktadır. Bunlar vb. etkinlikler ile sınıfta akran zorbalığı hakkında bir bilinç oluşturmak; empati becerilerini geliştirmek; öğrencilerin birbirlerini daha iyi anlamasına olanak vermek hedeflenmektedir.

  1. Günlük sorunlar için alternatif çözümler oluşturmak: Okul içinde yaşanan günlük durumlar birkaç cümleyle özetlenir. Öğrencilerden bu durumların çözümü hakkında önerileri istenir. Örneğin;
    • Arkadaşın yemekhanede sırasını beklemiyor. Ona ne söylersin?
    • Arkadaşının çantası ve poşetleri çok fazla, taşıyamıyor. Ona ne söylersin?
    • Arkadaşın sinirlenince vuruyor. Ona ne söylersin?
    • Arkadaşın tahtaya gelmeye utanıyor. Ona ne söylersin?
  2. Sen olsan ne yapardın?: Öğretmen öğrencilere bir durum anlatır. Ardından sorular sorar.

Durum: Okulda biri sandalyene bilerek su dökmüş. Zil çalınca oturdun ve pantolonun sırılsıklam oldu. O anda sınıftan bazı kişilerin seni izlediğini ve sana güldüklerini gördün.

Sorular:

  1. Bu durumda neler hissederdin?
  2. Nasıl tepki verirdin?
  3. Çevrede kimden, ne beklerdin?
  4. Zorbaca davranan kişi daha uygun nasıl davranabilir?
  5. Bu durumu nasıl çözelim?

Örnek durum ve etkinlikler yukarıdaki gibi çeşitlendirilerek konuşmalar zenginleştirilebilir. Örnek durumları öğrencilerinizden de isteyebilirsiniz. Bu sayede okulda neler yaşandığına dair ipuçları da elde etmiş olacaksınız.

Öğretmen-Okul-Aile Üçgeni

Son olarak unutulmamalıdır ki akran zorbalığı çocukta derin yaralar açabilen bir durumdur. Bu sebeple öğretmen, okul idaresiyle mutlaka görüşmeli, hem zorba hem kurban için rehberlik servisinden randevu istenmeli ve aile bilgilendirilmelidir. Rehberlik ve sınıf öğretmenleri işbirliği içinde olup öğrencileri yalnızca olay yaşandığında değil sene boyunca da takip etmelilerdir. Öğrencilerin rehberlik servisine gelmelerini kolaylaştırmak adına rehberlik servisi herhangi bir olay yaşanmaksızın her ay her öğrenciyle bireysel bir görüşme gerçekleştirmeli, çocukları takipte kalmalıdır. Gerekli durumlarda bilgilendirilen aileler de takip sürecine dahil edilmeli, sorunla başa çıkmada yetersiz kalınıyorsa mutlaka okul dışından bir psikolog desteği alınmalıdır.

Psikolog Bilge ÇEVİK

Bilge Düşünce Psikolojik Danışmanlık Merkezi Kurucusu

bilge@bilgedusunce.com


1 Kleinman, M., Brunstein Klomek, A., Altschuler, E., Marrocco, F., Amakawa, L., & Gould, M. S. (2011, 10). High School Bullying as a Risk for Later Depression and Suicidality. The Official Journal of the American Association of Suicidology, p. 41(5).

2 von Marées, N., & Petermann, F. (2010, 04). Bullying in German Primary Schools. Retrieved 07 2019, from ResearchGate.

3 Van Geel, M., Goemans, A., Toprak, F., & Vedder, P. (2016). Which personality traits are related to traditional bullying and cyberbullying? A study with the Big Five, Dark Triad and sadism. PAID-07944 , 5.


4‘Okullarda zorbalık’ raporu: Türkiye’de her beş öğrenciden biri şiddete maruz kalıyor. (2017, 08 25). Retrieved from Diken.com.tr

Bu yazıyı değerlendiriniz
[Total: 0 Average: 0]

Similar Posts

Bir Yorum Yazın

EnglishFrançaisDeutschItalianoPortuguêsEspañolTürkçe