05/03/2021
ELEŞTİREL BAKIŞ

BAKIR VE ALTIN

Dünyanın en kadim kültürlerinden başlayarak 19. yüzyıl Avrupa’sına kadar etki alanı olan simya ilmi; kimya, mistisizm, sanat, tıp gibi pek çok disiplini içerirken onları biçimlendirir de. Simya özünde dönüşüm ve değişimdir; bir hâlden bir hâle geçişin, cehaletten aydınlanmaya evrilmenin simgesidir ve değişim insanlığın değişmeyen kaderidir.

Dünya edebiyatının bilinen yazarlarından Paulo Coelho’nun ilhamını Mesnevi’den aldığı “Simyacı” romanı,  Santiago’nun ruhsal dönüşüm aşamalarını anlatırken bize de şu soruyu sorar: Sen, bakırını altına çevirdin mi? Romanda -başkarakter olmasa da- beni en çok etkileyen karakter Billuriyeci’dir. Santiago, dönüşüm yolculuğunda pek çok engelle karşılaşıp soyulduktan sonra Billuriyeci’nin dükkânında çalışmaya başlar. Billiruyeci sıradan hayata alışmış, değişimlere kapalı biridir. Billuriyeci’nin en büyük hayali Mekke’ye gitmektir ama hayal kırıklığına uğramaktan o kadar korkar ki hayalini gerçekleştirmek için adım atmak istemez. Santiago’nun piramitlere gitme hayalini anlayamaz; onun kristal bardakları silmesini, sergi hazırlamasını, kristal bardakta çay ikram etme fikrini tereddütle karşılar.  Ve der ki “Değişmek istemiyorum çünkü nasıl değişeceğimi bilmiyorum.”[1] Santiago, her şeyi düzene sokup dükkânın işleri açıldığında yaşanan değişime inanamaz Billuriyeci. Artık,  her ikisinin de hayallerini gerçekleştirecek parası vardır. Yol ayrımı da burada gelir. Santiago zenginlik içinde eve dönmek ve piramitlere gitmek arasındaki tercihini piramitlere gitmek yönünde kullanır. Billuriyeci ise Mekke’ye gitmemeyi seçer yine. Düşünü gerçekleştirirse yaşama sebebini kaybedeceğini düşünür. O hayal etmenin kendisine âşıktır, beklemeyi ve beklentiyle yaşamayı, hayal kırıklığına uğramaktansa hayal etmeyi seçer. Santiago, düşlerinin peşini bırakmaz çünkü kendi kişisel menkıbesine inanır.

Hayatımız Billuriyeci ve Santiago olmak arasında yaptığımız seçimlerden ibaret, bir ömür hayal edip asla yapamayacağımızı düşündüklerimiz ve yapmak için gerekirse çöle düşüp susuz kaldıklarımız. Tüm ertelemeler, kaçışlar, oyalanmalar Billuriyeci yanımız; koşmak, koşamayacak kadar yorulunca adım atmak Santiago yanımız. Billuriyeci yanımız, değişimin zorunlu oluşunu kabullenemiyor. Oysaki her şey dönüşüyor. “Sorun şu ki her gün yeni bir yere gittiklerinin farkına varmıyorlar. Otlakların değiştiğini, mevsimlerin birbirine benzemediğini anlamıyorlar. Çünkü yiyecek ve sudan başka bir kaygıları yok.”[2]

Pandemi süreciyle hepimiz, korunaklı alanlarımızın, sarsılmaz sandığımız düzenimizin ne kadar kaygan bir zeminde durduğunu gördük. Dünyanın başka bir yaşama biçimine evrildiği günlerde değişime karşı duranlar barınamadılar. Eğitimde, sanatta, iş dünyasında yeniliklere açık olanlarsa ilerlediler. Kendimizi geliştirmek, hayallerimizin peşinden koşmak için dönüşüme hazır olmak ve Mevlânâ’nın dediği gibi “Yeni şeyler söylemek lazım.” Ben isterim ki Billuriyeci’nin yanında sabretmeyi öğrenip yola çıkan Santiago olayım. Değişmekten ve yaşamaktan korkmayayım çünkü Billuriyeci’nin asla bir adı olmadı ama Santiago, Simyacı oldu. Santiago menkıbesini yaşadı ve bakırını altına dönüştürdü. Peki ya siz?

Sevda ARSLAN


[1] Paulo Coelho, Simyacı, 2008, Can Yayınları

[2] Paulo Coelho, Simyacı, 2008, Can Yayınları

Bu yazıyı değerlendiriniz
[Total: 0 Average: 0]

Similar Posts

Bir Yorum Yazın