BEKLEYİN SAYIN YAZAR, DÜŞÜNÜYORUM!

BEKLEYİN SAYIN YAZAR, DÜŞÜNÜYORUM!

“Algımızla ve Aklımızla Oynayanlarla Nasıl Başa Çıkabiliriz?” adlı yazımda güç odaklarının algı, düşünce ve davranışlarımızı yönetmek için çeşitli araç ve yöntemler kullandığını, eleştirel düşünme becerilerinin bunlarla baş etmede en etkili araçlardan biri olduğunu belirtmiştim. Eleştirel düşünme becerilerinin her derste kazandırılabileceğini, bunun için çeşitli materyal ve yöntemlerin kullanılabileceğini ifade etmiştim.

Aynı yazıda eleştirel düşünmeyi oluşturan altı temel beceri bulunduğunu, bunların; anlama, çözümleme, değerlendirme, çıkarımda bulunma, açıklama ve öz değerlendirme olduğunu açıklamış, bu temel becerilerin anlamlarını ve ilgili kazanımlarını belirtmiştim.

Bu yazı, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek için çeşitli metinlerin, resim, fotoğraf, karikatür ve video gibi görsellerin çözümlenmesini temel alan projeden seçilmiş bir uygulamayı anlatmaktadır. Eleştirel düşünme becerilerinin dersler aracılığıyla nasıl geliştirilebileceğini örneklemesi açısından oldukça önemli olan uygulama, onuncu sınıf tarih dersinde gerçekleştirilmiştir.

Proje şu aşamalarla uygulanmıştır:

1) “Algımızla ve Aklımızla Oynayanlarla Nasıl Başa Çıkabiliriz?” adlı yazımda belirttiğim eleştirel düşünme becerileriyle ilgili kazanımların ele alınabileceği metin, görsel ve videolar seçilmiştir.

2) Eleştirel düşünme becerileriyle ilgili kazanımlar dikkate alınarak her metin, görsel ve videoyla ilgili sorular oluşturulmuştur.

3) Her metin, görsel ve videoyla ilgili olarak dereceli puanlama anahtarı hazırlanmıştır.

4) Bir uygulama takvimi oluşturulmuştur.

5) Derslerin nasıl işleneceğine ilişkin planlar geliştirilmiştir.

6) Projeye başlamadan önce eleştirel düşünmenin ne olduğu, eleştirel düşünen bir bireyin özellikleri, hangi becerileri sergileyebileceği hakkındaki görüşleri, proje bittikten sonraki görüşleriyle karşılaştırılmak üzere öğrencilerden yazılı olarak alınmıştır.

7) Projenin başlangıç aşamasında öğrencilerle “görüş”, “iddia”, “yargı”, “kanıt”, “ana düşünce”, “yan düşünce”, “çıkarım”, “varsayım” gibi kavramların ne anlama geldiği tartışılmış, bu kavramlarla ilgili yanlış öğrenme ve eksiklikler giderilmiştir. 

8) Projede önceden geliştirilen planlar doğrultusunda çeşitli aralıklarla metin, görsel ve videolar sunulmuş, öğrencilerden bunları hazırlanan sorular çerçevesinde değerlendirmeleri istenmiştir. Öğrenciler metni, görseli ya da videoyu çözümleyip soruların yanıtlarını bireysel olarak oluşturduktan sonra bunlar sınıfça tartışılmıştır. Her uygulama, önceden hazırlanan dereceli puanlama anahtarları kullanılarak değerlendirilmiş ve öğrencilerin eleştirel düşünme düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır.

9) Projenin sonunda öğrencilerin görüşleri tekrar alınmış ve bunlar ilk görüşleriyle karşılaştırılmıştır.

Bu proje lise düzeyinde gerçekleştirilmiştir ancak düzeye uygun metin, görsel ve videolar bulunarak ve bunlara önceki yazımda belirttiğim eleştirel düşünme kazanımları çerçevesinde uygun soru ve etkinlikler yazılarak ilkokul ve ortaokul düzeylerinde de gerçekleştirilebilir. Hatta uygun görseller hazırlanarak okul öncesi öğrencileriyle de böyle bir proje yapılabilir.

Aşağıda bu uygulamada kullanılan bir metin, metne ilişkin sorular ve dereceli puanlama anahtarı sunulmuştur.

ÖLÜMCÜL KİMLİKLER

Yaratıcı insanlığın bu müthiş baharı, bu bilimsel, teknolojik, endüstriyel, entelektüel ve moral, topyekün devrim, her gün icatta bulunan ve yenilikler yaratan, hiç durmadan kesin kabul edilen gerçekleri tepetaklak eden ve zihniyetleri sarsan, sürekli değişim halindeki insanlar tarafından “kazı kalemiyle” yapılan bu uzun çalışma alelade bir olgu değildir, tarihte benzeri yoktur, bugün tanıdığımız şekliyle dünyayı kuran bir olgudur ve Batı’da gerçekleşmiştir – Batı’da ve başka hiçbir yerde değil.

Batı’da son yüzyıllarda maddi düzlemde olduğu kadar entelektüel düzlemde de bütün dünya için bir referans olacak bir uygarlık ortaya çıkmıştır. O kadar ki, bütün öteki uygarlıklar onun tara­fından bir kenara itilmiş, ortadan kalkma tehdidi altındaki dış kültürler haline indirgenmişlerdir.

Israr ediyorum, hâlâ ısrar ediyorum: Burada tarihte hiç gö­rülmemiş bir olgu söz konusudur. Geçmişte şu ya da bu uygar­lığın -Mısır, Mezopotamya, Çin, Yunan, Roma, Arap ya da Bi­zans- bütün diğerlerine üstün gibi göründüğü anlar olmuştur. Ama son yüzyıllar boyunca Avrupa’da gerçekleşen şey tama­men farklı bir olgudur.

Sorun, o kadar da Aztek ya da İslam ya da Çin uygarlıklarının hepsinin hantallıkları, kusurları, talihsizlikleri vardı- neden baskın uygarlık olmayı başaramadığını anlamak değil. Daha çok, Hıristiyan Avrupa uygarlığı üstünlüğü ele geçirdiği zaman, neden bütün ötekilerin gerilemeye başladığını, neden hepsinin bugün artık geri dönüşü olmayacak gibi görü­nen bir biçimde ikinci plana atıldığını bilmek. Kuşkusuz -bu sadece bir yanıt başlangıcı- insanlık gezegensel bir egemenliğin teknik araçlarına sahip olduğu için. Ama egemenlik sözcüğünü bir yana bırakalım, daha çok şöyle diyelim: İnsanlık gezegensel bir uygarlığın doğması için olgunlaşmıştı; yumurta döllenmeye hazırdı, Batı Avrupa da onu dölledi.

Öyle ki, bugün artık -etrafımıza şöyle bir bakalım!- Batı her yerde! Vladivostok’ta, Singapur’da, Boston’da, Dakar, Taş­kent, Sâo Paulo, Numea, Kudüs ve Cezayir’de. Yarım bin yıl­dan beri insanların düşüncelerini ya da sağlıklarını ya da man­zaralarını ya da günlük yaşamlarını kalıcı biçimde etkileyen her şey Batı’nın eseri. Kapitalizm, komünizm, faşizm, psikana­liz, çevrecilik, elektrik, uçak, otomobil, atom bombası, telefon, televizyon, bilgiişlem, penisilin, doğum kontrol hapı, insan hakları ve de gaz odaları… Evet, bütün bunlar, dünyanın mut­luluğu ve felaketi, bütün hepsi Batı’dan geldi.

Bu gezegenin üzerinde nerede yaşanırsa yaşansın, artık her türlü modernleşme Batılılaşma demektir. Teknik gelişmelerin daha da vurgulayıp hızlandırdığı bir eğilim. Elbette, hemen her yerde çok özel uygarlıkların damgasını taşıyan anıtlar ve eser­ler bulunur. Ama yeni olarak yaratılan her şey -ister binalar, kurumlar, bilgi araçları söz konusu olsun, ister yaşam biçimi-Batı’ya öykünmedir.

Bu gerçeklik, egemen uygarlığın bağrında doğanlarla, dı­şında doğanlar tarafından aynı tarzda yaşanmıyor. Birinciler kendileri olmaktan vazgeçmeden değişebilir, hayatta ilerleyebi­lir, uyum sağlayabilirler; hatta Batılıların modernleştikçe, ken­dilerini kültürleriyle daha çok uyum içinde hissettikleri bile söylenebilir, sadece modernliği reddedenler kendilerini yaban­cılaşmış bulurlar.

Dünyanın geri kalanı için, darmadağın olmuş kültürlerin içinde doğanlar için, değişimi ve modernliği alış farklı biçimler­de ortaya kondu. Çinliler, Afrikalılar, Japonlar, Kızılderililer ya da Amerika yerlileri için, Yunanlılar ve Ruslar için, İranlılar, Araplar, Yahudiler ya da Türkler için modernleşme, sürekli ola­rak kendilerinden bir parçanın terk edilmesi anlamına geldi. Zaman zaman coşkuyla karşılandığında bile, hiçbir zaman belli bir burukluk olmadan, bir aşağılanma ve inkâr duygusu olma­dan yaşanmadı. Sindirilmenin tehlikelerini acıyla sorgulama­dan. Derin bir kimlik bunalımına düşmeden.

Amin MAALOUF

“Ölümcül Kimlikler” adlı kitabından alınmıştır.

SORULAR

ANLAMA

1. Okuduğunuz metnin konusunu belirtiniz.

2. Metnin yazılma amacı ne olabilir?

ÇÖZÜMLEME

3. Yazarın ortaya koyduğu temel düşünce nedir?

4. Yazar, temel düşüncesini hangi kanıt ya da örneklerle desteklemiştir?

DEĞERLENDİRME

5. Yazarın temel düşüncesinin desteklemek için ortaya koyduğu kanıt ya da örnekler yeterince güçlü müdür? Gerekçeleriyle açıklayınız.

6. Yazarın ortaya koyduğu görüş ya da kanıtlardan desteğe ihtiyacı olanlar varsa, bu desteğin nasıl sağlanabileceğini açıklayınız.

ÇIKARIMDA BULUNMA

7. Yazarın ortaya koyduğu Doğu’nun modernleşme algısını yanlışlayabilecek bir örnek bulunabilir mi?

8. Yazarın ortaya koyduğu modernleşme algısı, Doğu dünyasında neleri ortaya çıkarabilir?

AÇIKLAMA

9. Yazarın ortaya koyduğu temel düşünce kabul edilebilir mi? Gerekçeleriyle açıklayınız.

ÖZ DÜZENLEME

10. Yazarın ileri sürdüğü temel düşüncenin kabul edilebilir olup olmadığına karar verirken nasıl bir düşünme süreci izlediğinizi açıklayınız.

11. İzlediğiniz düşünme sürecinde öznel davranmanıza neden olan unsurlar var mıydı? Açıklayınız.

NOT: Proje, tarih öğretmeni Ebru Pınar’la birlikte gerçekleştirilmiştir.

Sonraki yazımda eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik farklı uygulamalar bulabileceksiniz.

Sağlıkla kalın.

Dr. Levent VEZNEDAROĞLU

Görselin alındığı site

https://www.thehansindia.com/hans/young-hans/thinking-smart-think-tank-way-663839

Paylaş

Bir Yorum Yazın