ELEŞTİREL BAKIŞ

BİLMEMEK SANA ÇOK YAKIŞIYOR

Üniversitedeyken asistan bir hocamız bize oldukça eğitici bir anısını anlatmıştı. Hoca’mız, lise yıllarında da edebiyata meraklı olduğundan yazar ve şairlerin hayatlarını araştırmayı severmiş. Okuduğu metinlerden birinin altında  yazan “Lâedri”  sözcüğü dikkatini çekmiş ve araştırmış. Ertesi gün okulda edebiyat öğretmenine “Lâedri”nin kim olduğunu sormuş. Her şeyi “bilmesi gereken” öğretmen “Lâedri 16. yüzyılda yaşayan bir Divan şairidir.” diye yanıtlamış soruyu.

Hoca’mız ve arkadaşları, her gün Lâedri üzerine sorular sormaya devam etmiş ancak sorularda artık merak değil dalga geçme varmış. Onlar sordukça Hoca kurduğu hikâyeyi sürdürmüş. Lâedri’nin yazarı  belli olmayan anlamına geldiğini ya da insan aklının yetersizliğini savunan düşünürlere verilen genel isim  olduğunu çoktan öğrenen öğrenciler, Hoca’yla dalga geçmek için soruyu dillerine pelesenk etmiş.

Hoca’mın anısı  bana her zaman “Hababam Sınıfı” serisinde Tevfik Fikret’in ölüm yıl dönümünü hatırlamadığı için kendine kızan Selma Hoca’yı hatırlatır. Bir öğretmen her şeyi bilmek zorunda mıdır? Hayır!

“Bilmiyorum.” “Bu konuda fikrim yok, araştırayım.” “Hiç duymamıştım, ne kadar ilginç.”  cümleleri bir öğretmene ne kadar yakışır.  Her şeyi bilmeyen öğretmen, öğrencide güvensizlik yaratmaz; öğretmenin insan olduğunu hatırlatır. Öğrenci, öğretmeninin öğrenmeye açık olduğunu anlar, onu örnek alır. Bilmediği zaman yargılanmayacağını görür.

Ortak öğrenim  süreci kalıcı bilgi sağlar. Bilmiyorum, demek bizi küçültmez ama birlikte öğrenmek yüceltir. Bazen Lâedri filozofları gibi her şeyi bilemeyeceğimizi kabul edip ortak aklı savunmak gerekir. Bilmeme korkusunu yeni bilgiye ulaşma mutluluğuna çevirmek bizim elimizde. Yaşasın “Bilmiyorum ama öğreniriz!” diyenler.

Sevda ARSLAN

Bu yazıyı değerlendiriniz
[Total: 0 Average: 0]

Similar Posts

Bir Yorum Yazın

EnglishFrançaisDeutschItalianoPortuguêsEspañolTürkçe