BİR PROBLEMİ FARK ETME KILAVUZU

BİR PROBLEMİ FARK ETME KILAVUZU

Ayla, bir öğretmen. Ayla, gün içinde iş, aile ve sosyal yaşantısıyla ilgili çeşitli problemler yaşadığını düşünüyor. Peki, Ayla, karşılaştığı herhangi bir durum ya da sorunun problem olduğunu nasıl anlıyor? Bunun, gerçekten bir problem oluşturduğuna nasıl karar veriyor?

Bir problemi tanıma kılavuzu, yaşadığımız durum ya da sorunların bizim için gerçekten birer problem olup olmadığına karar vermemize yardımcı oluyor.

Ayla, 2010 yılı ve sonrasında doğmuş Alfa nesli öğrencilerden oluşan bir sınıfın öğretmeni. Henüz 2000 ve 2009 yılları arasında doğan Z neslinin özelliklerini tam olarak içselleştirememişken bir anda karşısına Alfa neslinden öğrenciler çıkıyor. Bunların öğrenme yolları, dikkat süreleri, teknolojiyle olan ilişkileri, kuralları algılayışları, özel hayat anlayışları, kendilerine en yakın nesil olan Z neslinden bile oldukça farklı. Ve diyelim ki Ayla, bu neslin özelliklerini, onlara nasıl davranması ve öğretmesi gerektiğini bilmiyor.

İşte bu noktada kılavuzumuzun ilk maddesi devreye giriyor.

Karşılaştığı, durum Ayla için yeni mi?

Evet, bu Ayla için yeni bir durum. Devam edelim. Bu neslin özellikleri, öğrenme yolları, alışkanlıkları, davranış biçimleri gibi konularda yeterince bilgiye sahip olmamak, onların özelliklerine uygun bir öğretim süreci tasarlayamamak Ayla’da bir rahatsızlık oluşturuyor. İşte, karşılaştığı durumun Ayla’da rahatsızlık oluşturması, kılavuzumuzdaki ikinci madde.

“Karşılaştığım soruna çözüm bulmam gerekiyor mu?” sorusu, kılavuzumuzun üçüncü maddesini oluşturuyor. Ayla, bu sınıfın öğretmeni, doğal olarak bu soruna bir çözüm üretmesi gerekiyor.

Ayla’nın Y ve Z nesillerine uyguladığı yöntemler, Alfa neslini oluşturan çocuklar üzerinde etkili olmuyor çünkü bunlar diğerlerinden farklı algılıyor, düşünüyor, yaşıyor ve öğreniyor. Demek ki karşılaştığı bu sorun, Ayla’nın daha önce kullandığı yöntemlerle çözülemiyor. Bu da kılavuzun dördüncü maddesi.

Özetlersek;

1. Karşılaştığınız sorun sizin için yeniyse,

2. Bu sorun sizde bir rahatsızlık oluşturuyorsa,

3. Bu sorunu çözmeniz gerekiyorsa ve

4. Bu sorun daha önce kullandığınız yöntemlerle çözülemiyorsa bir probleminiz var demektir.

Başka bir örnek verelim. Diyelim ki bir iş yeri sahibisiniz. Her yıl kâr eden şirketiniz, ilk defa bu yıl zarar etti. Yine sizi rahatsız eden ve çözmeniz gereken bir durumla karşı karşıyasınız. Çözümü henüz bilmiyorsunuz. Problemi çözmek için çözüm yolları üretmeniz gerekiyor.

İşte bu örneklerde gördüğümüz gibi

  • Bizim için yeni olan, yani ilk kez karşılaştığımız,
  • Bizi rahatsız eden,
  • Çözmemiz gereken ve
  • Çözümünü henüz bilmediğimiz durumlar, birer problemdir.

Karşılaştığımız her problemin, bizi düşünmeye iten bir güç olduğunu “Bizi Düşünmeye İten Güç Nedir?” adlı yazımızda belirtmiştik. 

Şimdi, iş yeri örneğini tekrar ele alalım. Her yıl kâr eden şirketiniz, ilk defa bu yıl zarar etmiş ve bu durum sizin için bir problem oluşturmuştu.

Bir problemle karşılaştığımız zaman bunun nedenin ve çözüm yollarının neler olabileceğini düşünmeye başlarız. Örneğin problemin olası nedenleri hakkında düşünmeye başladınız ve şirketinizin zarar etmesinin nedenini satışların düşmesi olarak belirlediniz. Artık düşünme sürecine bu durumu ortadan kaldıracak yeni stratejiler ve çözüm yolları üretmek için devam edersiniz. Örneğin çalışanları eğitmek, reklamları artırmak ya da kampanyalar başlatmak ürettiğiniz çözüm yolları olabilir.

Gördüğümüz gibi zihinsel ya da fiziksel olarak bizi rahatsız eden bir durumla karşılaştığımızda düşünmeye ve çözüm üretmeye başlarız. Problemi çözebilmek için sahip olduğumuz bilgilerin ötesine gider, yeni bilgiler oluştururuz. Sonuçta da benzer problemlerle karşılaştığımızda kullanabileceğimiz yeni öğrenmelere sahip oluruz.

Peki, bu bilginin bizim için eğitsel açıdan değeri ne? Hatırlayalım! Düşünme ve öğrenme sürecini harekete geçiren güç, bireyin bir problemle karşı karşıya kalmasıydı. Öyleyse öğretim sürecini;

  • Öğrenciler için yeni,
  • Onlarda belirli bir düzeyde rahatsızlık oluşturan,
  • Buna bağlı olarak onlarda problem çözme isteği uyandıran,
  • Problemi çözerken yeni bilgi ve beceriler edinmelerini sağlayan problemler çerçevesinde tasarlamamız gerekiyor.

Öğretim ortamlarımızı ve yöntemlerimizi 2000 yılı ve sonrasında doğan Z ve Alfa nesli çocukların özelliklerine göre gözden geçirip yeniden biçimlendirmemiz gerekiyor. Bunu nasıl yapacağımız hakkında düşünmeye ne dersiniz?

DR. LEVENT VEZNEDAROĞLU

YARARLANILAN KAYNAKLAR

ALTUN, M. Ve diğerleri (2001). Altı Yaş Grubu Çocuklarının Problem Çözme Stratejileri ve Bunlarla İlgili Öğretmen ve Müfettiş Algıları. Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt: XIV, Sayı: 1.

BRANSFORD, J. D. et al. (2000). How People Learn. Washington D.C.: National Academy Pres.

CÜCELOĞLU, D. (1992). İnsan ve Davranışı. İstanbul: Remzi Kitabevi AŞ.

KALAYCI, N. (2001). Sosyal Bilgilerde Problem Çözme ve Uygulamalar. Ankara: Gazi Kitabevi.

SABAN, A. (2000). Öğrenme-Öğretme Süreci, Yeni Teori ve Yaklaşımlar. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.

SENEMOĞLU, N. (1998). Gelişim, Öğrenme ve Öğretim. Kuramdan Uygulamaya. Ankara: Özsen Matbaası Ltd. Şti.

Paylaş

Bir Yorum Yazın

Bize Sorun
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Size yardımcı olabilir miyiz?
0
SEPETİNİZ
  • Sepetinizde ürün yok.