DEĞİŞİM VE GELECEK

DEĞİŞİM VE GELECEK

Yaşama, çalışma ve iletişim biçimlerimizi temelden değiştiren teknolojik bir devrim yaşıyoruz. Yaşanan bu devrim; ölçeği, kapsamı ve karmaşıklığı bakımından insanlığın daha önce yaşadığı devrimlerin hiçbirine benzemiyor. Bu devrimin adı, Dördüncü Sanayi Devrimi.

Birinci Sanayi Devrimi, üretimi makineleştirmek için su ve buhar gücünü kullandı. İkincisi, seri üretim yaratmak için elektrik gücünü kullandı. Üçüncüsü, üretimi otomatikleştirmek için elektronik ve bilgi teknolojisini kullandı. Şimdi Dördüncü Sanayi Devrimi, geçen yüzyılın ortasından beri süren dijital devrimin, yani Üçüncü Sanayi Devrimi’nin üzerine inşa ediliyor. Fiziksel, dijital ve biyolojik alanlar arasındaki çizgileri bulanıklaştıran teknolojilerin bir birleşimi yaşanıyor.

Bugünkü dönüşümlerin dördüncü ve farklı bir devrimin gelişini temsil etmesinin üç nedeni vardır: Hız, kapsam ve sistem etkisi. Mevcut atılımların hızının tarihsel bir örneği yoktur. Eşi görülmemiş işlem gücü, depolama kapasitesi ve bilgiye erişime mobil cihazlarla bağlanan milyarlarca insanın olanakları sınırsızdır ve bu olasılıklar yapay zekâ, robotik, nesnelerin interneti, otonom araçlar, üç boyutlu baskı, nanoteknoloji, biyoteknoloji, malzeme bilimi, enerji depolama ve kuantum hesaplama gibi alanlarda ortaya çıkan teknolojik atılımlarla çoğalacaktır (Schwab, 2016).

Bu gelişmelere bağlı olarak 2020 itibariyle iş yaşamında önemli kabul edilen becerilerin üçte birinden fazlası değişmiştir. Dünya Ekonomik Forum’u tarafından yapılan araştırma, 2015 ve 2020 yıllarında iş dünyasında bireylerden beklenen becerilerin oldukça farklılaştığını ortaya koymaktadır. Aşağıdaki tabloda 2015 ve 2020’de bireylerden beklenen beceriler karşılaştırmalı olarak verilmiştir (Gri, 2016).

Tablo 1 – 2015 ve 2020 yıllarında çalışanlardan beklenen ilk on beceri

20152020
Karmaşık problem çözme
Diğerleriyle koordineli çalışma
İnsan yönetimi
Eleştirel düşünme
Müzakere
Kalite kontrol
Hizmet odaklılık
Karar verme ve yargıya ulaşma
Etkin dinleme
Yaratıcılık
Karmaşık problem çözme
Eleştirel düşünme
Yaratıcılık
İnsan yönetimi
Diğerleriyle koordineli çalışma
Duygusal zekâ
Karar verme ve yargıya ulaşma
Hizmet odaklılık
Müzakere
Bilişsel esneklik

Tablo 1’de görüldüğü gibi karmaşık problemleri çözme, çalışanlardan beklenen ilk beceri olarak yerini korumaktadır. Eleştirel düşünme dördüncü sıradan ikinci sıraya çıkmıştır. Yaratıcılık ise onuncu sıradan üçüncü sıraya ilerlemiştir. Bir başka deyişle problem çözme, eleştirel düşünme ve yaratıcı düşünme günümüzde ve gelecekte çalışanların ihtiyaç duyacağı ilk üç beceri olacaktır.

Müzakere ile karar verme ve yargıya ulaşma 2015 listesinde üst sıralarda yer alırken makineler yığınlarca veriyi kullanarak bizim yerimize kararlarımızı almaya başlayınca bunlar ilk 10’dan düşmeye başlamıştır. Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan bir anket, yapay zekâ makinelerinin 2026 yılına kadar şirketlerin yönetim kurulunun bir parçası olmasının beklendiğini göstermektedir (Gri, 2016).

Benzer şekilde, 2015’te temel bir beceri olarak kabul edilen aktif dinleme, ilk 10’dan tamamen düşmüş, 2015’te ilk 10’da yer almayan duygusal zekâ ve bilişsel esneklik herkesin ihtiyaç duyacağı beceriler haline gelmiş durumdadır.

Değişikliğin doğası, insanların bu becerileri edinmesini ve insanlara bu becerilerin kazandırılmasını kaçınılmaz kılıyor. Değişim çok hızlı yaşanıyor ama kişisel gelişim ve eğitim bu değişime ayak uyduramıyor. Hâlâ bırakın üçüncüyü dördüncüyü, birinci sanayi devrimine hitap eden bir eğitim sistemimiz var. Öğretim programları bilgi yüküyle dolu. Kimse çok bilgili birey beklemiyor. Bilgi her yerde ve türlü şekillerde ediniliyor. İş dünyası ve toplum, tabloda belirtilen becerilere sahip bireyler istiyor. Artık aktarmacı zihniyeti bir kenara bırakmamız gerekiyor.

Başta Milli Eğitim Bakanlığı, ardından özel okulların şapkalarını önüne koyup düşünmeleri gerekiyor. Bilgi yüküyle dolu, aktarmacı zihniyete dayanan öğretim programlarının ve süreçlerinin kimseye bir faydası yok. Böyle program ve süreçler için özel okullara yığınla para ödemeye de gerek yok. Zaten aktarmacı zihniyetten vazgeçmeyen, beceri odaklı öğretim programları geliştirmeyen, ders tasarımları yapmayan, öğrencilerin çeşitli becerilerdeki gelişimlerini takip etmeyen okulların gelecekte yerleri de olmayacak. Kimse bilgi yüklemesi için çocuğunu özel bir okula göndermeyecek. Bundan belki 5 – 10 yıl sonra kulağınıza takacağınız bir cihazla Dünya’nın herhangi bir ülkesinin vatandaşıyla konuşabileceksiniz. Yani “Biz yabancı dil öğretiyoruz.” söylemleri de boşa çıkacak.

Bireysel olarak da şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor. Evet, ne yazık ki köhnemiş eğitim sistemimiz bize günümüzde ihtiyaç duyulan becerileri kazandırmadı. Bunun üstesinden kendimiz geleceğiz. Şu an ve gelecekte beklenen becerilerin neler olduğu açık. Bunları edinmek için çaba göstereceğiz.

Değişim ne köhnemiş öğretim programlarının ve öğretim süreçlerinin değişmesini ne de bireysel olarak bizim gelişmemizi bekleyecek.  Değişime ayak uyduran ülkeler, kurumlar ve bireyler gelecekteki yerlerini alacak.

Dr. Levent VEZNEDAROĞLU

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Alex Gri (2016) The 10 Skills You Need to Thrive in the Fourth Industrial Revolution

https://www.weforum.org/agenda/2016/01/the-10-skills-you-need-to-thrive-in-the-fourth-industrial-revolution

Klaus Schwab (2016) The Fourth Industrial Revolution: What It Means, How to Respond

https://www.weforum.org/agenda/2016/01/the-fourth-industrial-revolution-what-it-means-and-how-to-respond

Paylaş

Bir Yorum Yazın

Bize Sorun
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Size yardımcı olabilir miyiz?
0
SEPETİNİZ
  • Sepetinizde ürün yok.