ELEŞTİREL BAKIŞ

DÜŞÜNMEDEN ÖĞRENMEK

Düşünmeden öğrenmek, yitirilmiş bir emektir.

Konfüçyus

 

Eğitimle ilgili kime sorsanız “Eğitimin en temel amaçlarından biri, çocuklara düşünmeyi öğretmektir.” diye yanıt verir. Oysa uygulamalara baktığımızda durumun böyle olmadığı ve eğitim sisteminde yer alan kişilerin birçoğunun düşünmediği çok açık. Neden böyle bir iddiada bulunuyorum? Açıklayayım.

Herkesten çok düşünmesi gereken Milli Eğitim Bakanlığı’nın, program geliştirirken neredeyse hiç düşünmediği ortada. Birkaç tane öğretim programını açıp dikkatlice inceleyin. Hangisinde günümüzün ve geleceğin gerektirdiği beceriler kazandırılmaya çalışılıyor? Hepsi bilgi dolu, yaşamdan ve birbirlerinden kopuk. Baktığınızda, her programın açıklamalar kısmında çeşitli beceriler tanımlanmış ama bunlar “iyi dilek ve temenniler” olmaktan öteye gidemiyor çünkü bunlarla öğretim programlarındaki kazanımlar arasında bir ilişki yok.

Beceri – kazanım – öğrenme yaşantısı – ölçme ilişkisinin sağlıklı şekilde kurulmadığı programlarda içeriğin ve bunun aktarımının ön plana çıkması kaçınılmaz. O zaman fazla düşünmeye gerek de yok! Böyle program yaparsan öğretmenin de fazla düşünmesine, öğrenmesine ve kendini geliştirmesine gerek kalmaz.

Gelelim yöneticilere… Genel kurul, zümre başkanları ya da zümre toplantılarında “Konular yetişti mi?”, “Ortalamanız kaç?”, “Sınıfınızda kaç zayıf var?” sorularını sormayı alışkanlık edinmiş yöneticilere. Bunlar için konuların yetişmesi, her şeyden önemli. Sorsanız, çağdaş eğitimin en ateşli savunucuları ama kafalar Esasici, yani kültürel birikimin aktarılması eğitim anlayışlarını oluşturuyor. Yönetici böyle olunca öğretmen ne yapsın? Tabi ki fazla düşünmeye gerek kalmıyor çünkü yöneticinin gerçek beklentilerini anlamak çok da zor değil: Konuları yetiştir, kabul edilebilir bir ortalama ve zayıf öğrenci sayısına sahip ol! Öğrenciler düşünüyor mu, problem çözebiliyorlar mı, sorgulama güçleri gelişmiş mi, birbirlerinin haklarına saygı gösteriyorlar mı, doğayı koruyorlar mı, iş birliği yapabiliyorlar mı, etkili iletişim kurabiliyorlar mı, sanatla ilgileniyorlar mı, yaratıcı ürün ya da düşünceler ortaya koyabiliyorlar mı, kendilerini gerçekleştirebiliyorlar mı? Bunlara benzer sorular, onların eğitim anlayışında yer almıyor.

Çuvaldızı başkalarına batırdık. Peki, iğneyi de kendimize batırmaya var mısınız? Programdan kaynaklanan ve yönetsel tüm olumsuzluklara rağmen kaç öğretmen, “Kazanımlarla gerçek yaşam arasında nasıl bağ kurabilirim?”, “Öğrenmeyi yaşamla nasıl ilişkilendirebilirim?”, “Onları etkin kılacak hangi etkinlikleri tasarlayabilirim?”, “Çocukların düşünme becerilerini nasıl geliştirebilirim?” gibi sorular hakkında düşünüyor? Çok az…

Öğretmenin soracağı sorular ve yaptıracağı etkinlikler olmayan kitaplar, çok iyi olsalar bile, okullarda okutulmuyor çünkü bunları okuyup, üzerinde düşünüp etkinlik ve soru hazırlamak gerekiyor. Öğretmen, branşıyla ilgili öğrencileri düşündürecek sorular yazmak yerine, yayınevlerinin bir şekilde okullara soktuğu, çocuklara yarar sağlamaktan çok zarar veren test kitaplarını öğrencilere aldırıyor. Facebook gruplarında deneme sınavı alışverişi yapılıyor. Hem de bir ve ikinci sınıflar da dâhil olmak üzere. Yanlış okumadınız, bir ve ikinci sınıflara deneme sınavları paylaşılıyor. Daha okumayı yeni söken çocuklara okuduğunu anlama, çözümleme, okuduğuyla ilgili bir şeyler üretme becerilerini kazandırmak yerine deneme sınavları uygulanıyor.

Tabi bir de anlatmanın dayanılmaz konformizmi var. Anlatmak yerine öğrencileri etkin kılacak, onlarda çeşitli becerileri geliştirecek öğrenme yaşantıları tasarlamak, düşünmeyi gerektiriyor.

Aslında eğitim sisteminde yer alan birçok kurum ve kişi düşünmüyor.

Bunun sonucunda da düşünmeden öğrenen bireyler yetişiyor. Bu bireylerin, toplumu ileriye götürmesi bekleniyor (!).

Peki, biz düşünmenin ne olduğu hakkında düşünüyor muyuz?

Düşünmekle, temel ve üst düzey düşünme becerileriyle ne kast edildiğini, bunların öğretim programlarındaki kazanımlarla ilişkisinin nasıl kurulacağı ve öğrencilere nasıl kazandırılacağı hakkında kafa yoruyor muyuz?

Sonraki yazılarımızda sırasıyla bunları ele alacağız.

 

Dr. Levent VEZNEDAROĞLU

Bu yazıyı değerlendiriniz
[Total: 0 Average: 0]

Similar Posts

Bir Yorum Yazın

EnglishFrançaisDeutschItalianoPortuguêsEspañolTürkçe