DÜŞÜNME BECERİLERİ

ENDÜSTRİYEL OYUNCAKLAR ÇOCUKLARA NE YAPIYOR?

“Deniz kıyısı bir oyun alanıdır her çocuk için” der Sunay Akın “Kırdığımız Oyuncaklar” kitabında.

Yukarıdaki tablo adeta bir bilmeceyi işler gibi çizilmiştir. Bu bilmeceyi çözmeye çalıştığımızda birçok ayrıntı karşımıza çıkar. Gelin biz oyuncak ve oyun ayrıntısına bakalım.

“Tabloda kaç farklı oyuncak resmedilmiş olabilir?”

“Bu oyuncaklarla hangi oyunlar oynanıyor olabilir?”

Tabloyu dikkatlice incelediğimizde karşımıza “7 farklı oyuncak ve 91 oyun” çıkar. Oyunları “beceri oyunları, kazanmalı ve canlandırmaya dayalı oyunlar” olarak sınıflandırabiliriz.

Şimdi de tabloyu biraz daha detaylı inceleyelim. Bakalım bize tanıdık gelen oyun ve oyuncaklara rastlayabilecek miyiz?

İki çocuk ellerindeki çubukların yardımıyla tahtadan çember çeviriyorlar. Oyuncak basit bir düzenekle yapılmış tahta çember ve çubuk.

Sağdan üçüncü oyunda birkaç çocuk tırabzanı oyuncak ata dönüştürmüş ve atçılık oyunu oynuyorlar. Oyuncakları tırabzan ve dal parçası.

Sol alta birinci oyunda, lastik ipi iki çocuk arkadaşlarının sırtına binerek çekiyorlar. Eğer binicilerden biri ipi çekemezse diğer binici onu düşürüp oyunu kazanabilir. Oyuncak sadece bir lastik ip.

İki çocuk “aşık kemiğini” kullanarak oyun oynuyorlar. Biri kazandığı kemikleri sepete diğeri eteğine toplamış. Oyuncak, aşık kemiği.

Bir çocuk tahtadan yapılmış atına binmiş elindeki dal parçasını kamçı olarak kullanarak atını hızlandırmaya çalışıyor. Oyuncak basit bir düzenekle yapılmış tahta bir at ve dal parçası…

İncelediğimiz bu oyuncaklar basit düzeyde el emeği ile yapılmış ya da bazı nesneler çocuklar tarafından oyuncak olarak kullanılmıştır.

Hollandalı Rönesans Dönemi ressamı Pieter Bruegel 1560 yılında yapmış olduğu ‘Çocuk Oyunları’ isimli tablosu ile adeta bizi 16. yüzyıl Belçika’sında küçücük bir köye oyun oynamaya davet ediyor. Bu davetle 16. yüzyıl Belçika’sına çocuk oyunları ve oyuncaklarına kısa bir yolculuk yapıyoruz. Birdir bir, uzun eşek, çelik çomak, atçılık, saklambaç, kör ebe, deve güreşi, topaç, tahtadan at, aşık kemikleri, çember, dal parçası, fıçı… Oyunlar ve oyuncaklar/nesneler çocukken oynadığımız oyun ve oyuncaklardan çok da farklı değil sanki.

Belçika’ya yaptığımız bu kısa yolculuğu geride bırakıp kendi çocukluğumuza küçük bir yolculuk yapmaya ne dersiniz? Gözlerimizi şöyle bir kapatıp çocukken oynadığımız oyun ve oyuncaklarımızı hatırlayamaya çalışsak…

Hatırladıklarımız kibrit kutularından arabalar, tahtadan atlar, kâğıttan gemiler, çamurdan ve çamaşır mandallarından yapılan oyuncaklar, çivi ve tahtadan yapılan maç sahaları, bezlerden yapılan bebekler mi? Hatırladığımız oyuncakların genelini basit düzeneklerle kendimiz mi yapardık? Farklı amaçlarla kullanılan nesneleri oyuncağa mı dönüştürürdük? Nesnelerin işlevlerine takılmadan nesneleri farklı amaçlar için mi kullanırdık? Her oyun için ayrı oyuncağa ihtiyaç duyar mıydık? Bir oyuncağı ya da nesneyi birçok oyun için kullanır mıydık?

Bu soruların yanıtını düşünürken bir de “Çocukken kaç oyuncağım vardı?” sorusunu kendimize soralım. Yanıtınız bir, beş bilemedin on mu? Şimdi de çocuğunuz varsa kendinize, yoksa çevrenizde çocuğu olan anne-babalara yukardaki soruyu şu şekilde sorsanız: “Çocuğunuzun/çocuğumun kaç oyuncağı var?” Kendinizden ve çevrenizdeki anne-babalardan duyacağınız yanıtlar: 50, 100 ya da 150 mi? “Yok daha neler mi” diyorsunuz? İsterseniz gerçekten birkaç aileye ya da kendinize bu soruyu sorun. Daha fazla oyuncak sayısı duyma ihtimaliniz çok yüksek. Konuşan bebekler, kitaplar, mikrofonlar, akülü arabalar, hazır bebek evleri, uzaktan kumandalı arabalar, mutfak araç-gereçleri… Bu oyuncakların geneli tamamlanmış endüstriyel oyuncaklar.  Çocuğun bilişsel-duyuşsal ve psikomotor becerilerini geliştirmeye yönelik önemli bir işleve sahip olmayan yüzlerce oyuncak. Aman çocuğum arkadaşlarından geri kalmasın kaygısı ile bilimsellikten uzak sözde “geliştirici oyuncaklar” alınarak çocuğun odasını oyuncak deposuna çeviriyoruz. Alınan bu kadar oyuncak çocuğun yaratıcılığına nasıl etki ediyor olabilir? Çok oyuncak mı, az oyuncak mı, çocukların yaratıcılığını olumlu yönde etkiler? Oyuncak sayısı ve oyuncağın niteliği ile yaratıcılık arasında doğrudan bir ilişki var mı? Çocuk tarafından tamamlanan oyuncaklar ya da herhangi bir nesneyi kullanarak çocuğun yaptığı oyuncaklar yaratıcılığı olumlu yönde etkiler mi? Oyuncak endüstrisi yaratıcılığı engelliyor mu?

Bu soruların yanıtını ararken Andresen’in “Yaratıcı Beyin” kitabındaki cümleler aklıma geliyor. Andresen “Yaratıcı Beyin” kitabında çocukların yaratıcılığının gelişmesinde, tamamlanmamış oyuncakların önemli bir rolünün olduğunu ve tamamlanmamış oyuncağı çocuğun tamamlaması ya da kendi oyuncağını kendisinin oluşturması çocuğun yaratıcılığını geliştirme konusunda son derece önemli bir işleve sahip olduğunu belirtir. Argun, yaratıcılığı bilinenlerden yeni bir şey ortaya çıkarma, yeni ve özgün bir senteze varma, sorunlara yeni çözüm yolları bulma, daha önceden kurulamamış ilişkiler kurma, yeni bir düşünce şeması içinde yeni yaşantı, deneyim, fikir ve ürünler ortaya koyabilme şeklinde tanımlar. Bu tanımı referans aldığımızda endüstriyel oyuncakların çocukların yaratıcılığını olumlu yönde etkilemediğini söyleyebiliriz. Çünkü hazır oyuncağa çocuk bir şey eklemez ya da bu oyuncaktan yeni bir ürün üretmez. Ancak çocuk tamamlanmamış ya da kendisinin ürettiği oyuncağa yaşantısından yani kendisinden bir şeyler ekler. Dolayısı ile çocuk belli kalıpların dışına çıkarak kendine ait bir ürün ortaya çıkarır. Bu durumun çocuğun hayal gücü, üretkenlik ve bilişsel becerilerini oldukça pozitif etkilediğini söylemek mümkündür.

2018 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Toledo Üniversitesi’nde yapılan “Küçük Çocuk (yürümeye yeni başlayan) Oyunlarında Çevredeki Oyuncak Sayısının Etkileri” adlı araştırmada 18–30 aylık 36 çocuk farklı zamanlarda araştırma koşullarında gözlemlenmiştir. Birinci aşamada çocuklar sadece 4 oyuncağın olduğu odada ikinci aşamada ise çocuklar 16 oyuncağın olduğu bir odada izlenmiştir. Araştırmacılar çocukların oyuncakları kaç kere aldıklarını, oyuncakla ne kadar vakit geçirdiklerini ve ne kadar farklı şekillerde oynadıklarını gözlemlemişlerdir.

Araştırmanın sonucuna göre; daha az oyuncağa sahip çocukların çevrelerindeki nesnelerden daha fazla etkilendikleri ve bu etkileşim sayesinde yaratıcılıklarının daha da artığı belirlenmiştir. Bu çocuklar çok fazla oyuncağa sahip olmadıkları için çevrelerindeki nesnelerden oyuncak oluşturmaya çalışmışlar. Çünkü çocukların oyun oynama gereksinimlerinin olduğu ve bu oyun dürtüsünün giderilmesi için de zihinlerinde oyun ve oyuncak yaratmaya ihtiyaçları olduğu vurgulanmıştır. Keşfetmeye odaklanma ve oyuncakla ilgili farklı senaryolar geliştirmenin, çocukların hayal gücü, motor ve bilişsel yeteneklerinin gelişmesi üzerine katkısı olduğu belirtilmiş. Sonuçlara göre çocuğun etrafındaki oyuncak sayısının az olması oynadığı oyunun kalitesini olumlu yönde belirlemektedir.

Bir de İsviçre’de uygulanan ve halen devam eden “Oyuncaksız Kreş” projesine bakalım. Bu projenin ilham kaynağı 1981 yılında Bavyera’da (Almanya) başlatılan oyuncaksız anaokulu projesidir. İsviçre’de projenin hazırlıklarına 2002 yılında başlanmış ve 2020 yılında proje uygulanmış. Uygulamayı gerçekleştirecek öğretmenlere gerekli eğitimler verilmiş ve verilmeye devam edilmekte. Proje, öğretmenin çocuklara anlattığı bir hikâye ile başlatılmış. Çocuklarla birlikte oyuncaklar toplanmış ve çocuklara oyuncakların 2 ay tatile gidecekleri, tatilde güzel zaman geçirip tekrar geri dönecekleri söylenmiş. Kreşte bırakılan malzemeler ise bezler, borular, kutular, yastıklar, atık maddeler… Hayal güçleri ise çocuklar için en güzel malzeme olmuş. Bu uygulamada çocuklar, günlük yaşamı belirli bir süre hazır oyuncaklar ve yetişkinlerin oyun önerisi olmadan düzenlemişler.

Başlangıçta bazı çocuklar hemen uyum sağlamış ancak bazı çocuklar hemen uyum sağlayamamış. Çocuklar uygulamanın ilk günlerinde sıkılmışlar ancak zamanla sıkıcılığın yerini yaratıcılık almaya başlamış.  Süreç içerisinde verilen malzemelerle çoğu çocuk, farklı oyuncaklar ve oyunlar yaratmış. Çocuklar oyuncakların olmadığı bir ortamda hayal güçlerini kullanarak verilen nesnelerden oyuncaklar oluşturup süreçte aktif oldukları oyunlar oynamışlar. 

Peki, öğretmenin bu süreçte rolü ne? Üç madde ile öğretmenin rolünü aktarmaya çalışayım:

Öğretmen öğrencileri kesinlikle yönlendirmemeli ve herhangi bir fikri öğrencilere sunmamalı

Sadece gözlemci ve çocuklar tehlikeli bir durum yaşadıklarında ya da aralarında sorun olduğunda ve çözemediklerinde müdahale etmeli .

Öğrencileri gözlemleyip gözlemlerini video kaydı ve yazılı olarak kayıt etmeli.

İki ayın sonunda çocukların oyuncakları tatilden dönmüş. Çocuklar tatilden gelen oyuncaklarını coşku ile karşılamışlar. İki ayın sonunda aynı çocukların daha kolay oyun kurdukları ve kurdukları oyunları daha uzun süre oynadıkları gözlemlenmiş.

Öyleyse çocuklar yapsınlar, bozsunlar, daha iyisini yapmaya çalışsınlar, denesinler yanılsınlar, sıkılsınlar ama vaz geçmesinler. Emek vererek kendi oyuncaklarını kendileri yapsınlar, ellerindeki malzemeyi değerlendirmeyi, bir eşyaya sahip olmanın verdiği hazzı ve ona harcanan emeğin ve zamanın değerini bilsinler…

Endüstriyel oyuncaklarla çocuklar bir başkasının hayali olan oyuncaklarla oynarken biz, kendi hayal ürünümüz olan oyuncaklarla oynardık.  Tüm hayallerimizi, yaratıcılığımızı kile, çamura, toprağa ve nesnelere dökerdik. Hayal gücümüz ise en güzel malzememiz olurdu. Hayal gücüne ilham verdiğimiz nice çocuklar yetiştirmek dileğiyle.

Sağlıkla kalın.

Sabire TOPAL

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Akın, S. (2021). Kırdığımız Oyuncaklar. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. İstanbul

Andreasen, N. C. (2013). Yaratıcı Beyinler. Arkadaş Yayıncılık.

Argun, Y. (2004). Okul Öncesi Dönemde Yaratıcılık ve Eğitimi. Anı Yayıncılık. Ankara.

Okulöncesi Dönem Çocuklarla Hobi/ Kendin Yap Etkinlikleri: Pieter Bruegel’in ‘Çocuk Oyunları’ Tablosu (gulcinkaradeniz.blogspot.com)

https://kumbaradergisi.com/icerik/bruegelin-cocuk-oyunlari-tablosu-sizi-oyuna-cagiriyor/

https://bluesyemre.com/2020/01/09/cocuk-oyunlari-tablosu-pieterbruegel/)

https://www.google.com/search?q=%C3%A7ividen+ma%C3%A7+sahas%C4%B1&source

https://www.google.com/search?q=kibrit+kutusundan+araba&source=lnms&tbm=isch&sa

www.isviçrelianne.com/

https://www.researchgate.net/publication/321340499_The_influence_of_the_number_of_toys_in_the_environment_on_toddlers’_play

Bu yazıyı değerlendiriniz
[Total: 18 Average: 4.9]

Similar Posts

Bir Yorum Yazın

EnglishFrançaisDeutschItalianoPortuguêsEspañolTürkçe