ETKİLİ DERS YAPMAK – PSİKOLOJİK HAZIRLIK

ETKİLİ DERS YAPMAK – PSİKOLOJİK HAZIRLIK

Anlatıyorum, anlatıyorum anlamıyorlar!

Öğretiyorum ama birkaç gün sonra öğrettiklerimin çoğunu unutuyorlar!

Dersi dinlemiyorlar, başka şeylerle ilgileniyorlar!

Dersi dinlemeleri ve derse katılmaları için sürekli uyarıyorum, hatta bazen bağırmak zorunda kalıyorum!

Öğretim programındaki beceri ve kazanımların ne demek istediğini tam olarak anlayamıyorum!

Kazanımlarla etkinlikler ve ölçme değerlendirme arasında tutarlılık sağlayamıyorum!

Siz de bunlara benzer sorunları yaşıyorsanız, bu yazı dizisini okuyun. “Yok, ben bu tür sorunlarla hiç karşılaşmıyorum, yaptığım her ders amacına ulaşıyor. O kadar etkili ders yapıyorum ki öğrenciler derse isteyerek katılıyorlar ve dersin bitmemesini istiyorlar.” diyorsanız, bu yazıyı kapatıp film seyredin, kitap okuyun… Kısacası daha faydalı şeyler yapın 🙂 Hatta böyle bir ders süreci için neleri nasıl yaptığınızı bize de yazın ki burada yazınızı yayımlayalım, başkaları da yararlansın…

Bu yazı dizisinde neler var? Etkili bir ders yapmanız için gerekli olan her şey! Bir dersi, dört aşamaya bölerek ele aldım:  Hazırlık, giriş, gelişme ve sonuç. Her aşamada neler yaparsanız etkili bir ders işleyeceğinizi açıklamaya çalıştım.

Peki, bu yazı dizisini neden yazıyorum? Tabi ki dersleri sabırsızlıkla beklenen bir öğretmen olmanıza, gerçekten amacına ulaşan etkin ders tasarım ve uygulamaları yapmanıza yardımcı olabilmek için.

Bu yazı dizisini yazarken sizleri kuramsal bilgilere boğmaktan kaçındım, kimi zaman sorularla, kimi zaman örneklerle ve araştırma sonuçlarıyla öğretim sürecine bakışınızda değişiklikler oluşturmaya çalıştım. Sizi sıkmamak ve anlatımı sürekli kılmak için sohbet havasında, samimi bir dil kullanmaya çalıştım, zaman zaman iğneyi kendime ama çuvaldızı size batırdım.

Sürç-i lisan ettiysem şimdiden affola.

Hâlâ bu yazı dizisini okumakta kararlıysanız, buyurun başlayalım.

İlk yazılarımda derse hazırlık aşamasını ele alacağım.

Etkili bir ders yapmanın üç temel ön koşulu vardır: Birincisi, olumlu bir öğrenme ortamı oluşturmak için psikolojik hazırlık yapmak. İkincisi öğretim süreci ve öğrencilerle ilgili ön yargılardan kurtulmak. Üçüncüsü ise hazırlık, yani plan yapmak.

 

Psikolojik Hazırlık Yapmak

Eşinizle, sevgilinizle, çocuklarınızla, meslektaşınızla, zümre başkanınızla ya da yöneticinizle tartışmış olabilirsiniz. Hatta bu kişilerden biri ya da birkaçı haksız yere sizi sinirlendirmiş ya da üzmüş olabilir. Ekonomik sıkıntılar yaşıyor, ay sonunu getirmekte zorlanıyor da olabilirsiniz ama bunlar ve bunlara benzer sorunların hiçbirinin nedeni öğrencileriniz değil. Yaşamınızdaki sıkıntı ve güçlükleri onlar oluşturmadı. Bu nedenle derse girmeden önce kızgınlık, öfke, hayal kırıklığı, bıkkınlık, tükenmişlik gibi tüm olumsuz duygularınızdan kurtulun. Yaşamın size yüklediği sıkıntı ve streslerin acısını öğrencilerinizden çıkarmanın büyük bir haksızlık olacağını kabul edin. Yaşadıklarınızın bedelini gergin, dolayısıyla etkisiz bir ders yaparak onlara ödetmeyin.

Derse öğrencilerle mücadele etmek için değil, onlarla birlikte üretmek için gireceğinizi düşünün. Elbette ki derste zaman zaman istenmeyen davranışlarla karşılaşacaksınız. Böyle zamanlarda problemi anlamaya çalışın. Nedeni başka şeyler de olabilir ama problemin ders işleme şeklinizden kaynaklanıp kaynaklanmadığını da düşünün. Eğer böyle bir hissiyatınız oluşuyorsa bir anlığına öğrencilik yıllarınıza gidin. Sürekli dinlemek ve not almak zorunda kaldığınız, bunların dışında aktif hiçbir şey yapmadığınız dersleri gözünüzün önüne getirin. Sıkıcı değil mi? Siz de böyle ders işliyorsanız istenmeyen davranışlarla karşılaşma olasılığınızın çok yüksek olduğunu, öğretmen ve öğrenciler arasında olumsuz iletişim süreçlerinin yaşanmasının en temel nedenlerinden birinin, bu tarz ders işleme şekli olduğunu bilin.

Olumlu bir atmosferde ve öğrenci katılımının sağlandığı bir ortamda yapılan derslerin öğrencileri hem bilişsel hem de duyuşsal olarak geliştirdiğini ve tatmin ettiğini anımsayarak sadece yapacağınız derse odaklanın. Biraz çaba gösterdiğinizde çok etkili dersler yapabileceğinizi düşünün. Dersten çıkarken öğrencilerin gülümseyen yüzlerini gördüğünüzü hayal edin. Yapacağınız dersin onlara katacaklarını anımsayın. Öğrencilerinizin derse olan ilgilerinin ve bunun yansımalarının diğer sorunlarınızın üstesinden gelmekte içinizde psikolojik bir direnç ve güç oluşturacağını da unutmayın. Öğrencileri çeşitli açılardan geliştirmek için kendinizi motive edin ve yaratıcı fikirler bulun. Ders kitaplarına asla bağlı kalmayın, test kitaplarını çöpe atın, onların etrafınıza çizdiği çemberlerin dışına çıkın ve Mahatma Gandhi’nin şu sözünü sürekli anımsayın:

Eğer ders kitabı, eğitimin temel aracı olarak görülürse, öğretmenin yaşayan kelimeleri değersiz kalır. Ders kitaplarından öğreten bir öğretmen, öğrencisine özgün olanı veremez. Kendi kendini ders kitabının kölesi yapar ve özgünlüğünü kaybeder. Bu nedenle daha az ders kitabı hem öğretmenler hem de öğrenciler için daha yararlıdır.

Özgünlüğünüzü koruyup kendinizi kelimelerinizde yaşatın…

“ETKİLİ DERS YAPMAK – ÖN YARGILARDAN KURTULMAK” adlı yazımda etkili ders yapmanın ön koşullarından bir diğerini, ön yargılardan kurtulmayı ele alacağım.

Sağlıkla kalın.

               Dr. Levent VEZNEDAROĞLU

Paylaş

Bir Yorum Yazın

Bize Sorun
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Size yardımcı olabilir miyiz?
0
SEPETİNİZ
  • No products in the cart.