FELSEFE KİTAPLARI NASIL OKUNUR?

FELSEFE KİTAPLARI NASIL OKUNUR?

“Yeni başlayanlar için en iyi felsefe kitapları hangileri?” sorusu felsefecilerin, öğretmenlerin ve profesyonel okurların karşılaştığı temel sorulardan biridir. Ben de bu konuda birkaç kez test edildim ama bu sorunun temelinde, “Felsefe kitapları nasıl okunur?” sorusunun yer aldığını düşünüyorum.

Felsefeyi kavram olarak düşündüğünüzde, akla gelen birkaç resimden en öne çıkanı, çenesi yumruğunda, oturmuş, “düşünen” bir kişi heykeli.

Birini mi bekliyor? Iphone’unu mu kaybetti veya internet yoksunluğundan Instagram’ı mı kontrol edemedi?

Ya da belki “hayatın anlamını” düşünüyor… Kim bilir?

Bu kişi ve hepimiz için “Felsefe Kitapları Nasıl Okunur?” sorusuna cevap olabilecek dört öneri sıralayabiliriz.

 

1) Bütün bilimlerin ve sanat dallarının kökü felsefedir.

Tarihin yazımıyla başlangıç olarak belirlenen zamanda, neredeyse tüm insan bilgisi tek bir akademik disipline sığabiliyordu ve bu da felsefeydi.

Bilgi birikiminin artmasıyla beraber bilgisel anlamda uzmanlaşma başladı ve bilimsel devrim gerçekleştikten sonra bilimler ve sanat dalları, felsefeden tamamen ayrıldılar.

17. yüzyıla kadar, “doğa filozofu” terimi bugün bir bilim insanı olarak adlandırabileceğimiz kişiyi tanımlamak için kullanıldı.

Eğlenceli bir gerçek olarak, Isaac Newton’un yerçekimi ve fizikteki klasik mekanik gösterimini içeren kitabının adı Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri idi.

Çoğunlukla felsefenin bugün Antik Yunanlılar zamanında olduğu kadar popüler olmamasının nedeni de felsefenin neredeyse tüm temel sorularının artık diğer bilimler ve akademik disiplinler tarafından yanıtlanması olarak açıklanabilir.

 

2) Felsefe kitaplarını okumak neden zordur?

Felsefe kitaplarını, anlamak genellikle zordur çünkü “filozoflar sıradan insanlar için değil, diğer filozoflar için yazarlar.” Bu nedenle, kesin dil ve sağlam mantıksal argümanlar lehine okunabilirliği feda ederler. Böylece “fikirlerinin yanlış olduğu veya yanlış yorumlanmadığı kanıtlanamaz.”

Ne yazık ki, bu genellikle yeni felsefe okuyucularının cesaretini kırar. Özellikle de Kant gibi önemli, metinleri ince işçilikle okunması gereken bir filozofun kitaplarıyla karşılaştıklarında…

Günümüzde diğer bir problem ise dijitalleştirilen ve bağlamından koparılarak slogan haline dönüştürülerek sosyal medyada paylaşılan filozof aforizmaları olsa gerek. Bu da filozofların yanlış anlaşılmasına zemin hazırlamaktadır.

 

 

3) Felsefe kavramlarını öğrenmek yeni okuyucunun işini kolaylaştırır.

“Makinelerin sesinin dinlenerek nesnelerin interneti (lot) ile alt bileşenleri iletişim ağına bağlanıyor olmasının” ne demek olduğunu anlamak için makinelerinin sesinin, alt bileşenlerin ve nesnelerin internetinin ne olduğunu ve nasıl çalıştıklarını bilmemiz gerekir.

Tıpkı yukarıdaki örnekte olduğu gibi, felsefe de birçok fikir, kavram ve kuram etrafında inşa edilmiştir. Çoğu zaman, karmaşık kuramlar daha sonra diğer düşünceleri açıklamak için kullanılan, filozoflara özgü olan bir kavrama yoğunlaştırılır. Örneğin idea, determinizm, form, dil oyunu, oluş gibi.

Bu yüzden felsefe okumanın en zor kısmı, filozofların oluşturdukları kuram ve yarattıkları kavramları öğrenmektir. Bu ilk zorluktan sonra, işler yürümeye ve yerine oturmaya başlar. Felsefedeki “makine sesi” de kavramlar olmalıdır.

 

4) Çeviriler, bir felsefe kitabını tekrar kurabilir veya bozabilir.

Çeviri, kültürler arası etkileşimi sağlayan en önemli araçtır. Çevirinin, yaratıcılığı artırmasının yanı sıra aynı zamanda kültürler arası bir köprü̈ oluşturarak, diyaloga imkân verebilmesi, felsefenin “ancak dille ve dilde var olmasının” en önemli göstergesi olacaktır.

Felsefe kitaplarının çevirisi, niteliksel ve niceliksel olarak zorlukları ile beraber akademik ve editörlük gerektiren bir çalışma alanıdır. Felsefe çevirilerinde, “Bu, Türkçede böyle mi söylenir?” sorusunu bile sormadan,  kavramların olduğu gibi taşınması, çevirmenlerin, Türkçeyi aşırı zorlayan ve bazen bütünüyle anlaşılmaz hale getiren cümleler üretmesine neden olmaktadır.

Bu bağlamda, İoanna Kuçuradi’nin 2014 yılında söylediği “Türkçe bugün felsefe yapmaya çok elverişli bir dil. Kullanılan terimler, Batı dillerindeki gibi yüklü değil. Bu da Türkçe felsefe metinlerinin okura ulaşmasını kolaylaştırıyor.” (Cumhuriyet,26.12.2014) cümleleri, nitelikli çevirinin bir felsefe kitabına katkısının neler olabileceği konusunda yol gösterici olabilir.

Son olarak, belirli bir felsefe kitabını okumaya karar verdikten sonra, doğruluktan ödün vermeyen okunabilir sözcüklerle oluşturulmuş bir çeviri bulduğunuzdan emin olun!

Böylece, okuma zevki ve öğrenme fırsatınız dengede kalabilir.

 

Umut KARAGÖZ

 

YARARLANILAN İNTERNET KAYNAKLARI

https://t24.com.tr/k24/yazi/turkiyede-felsefe-cevirilerinin-niteliksel-ve-niceliksel-durumu,220

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/117946

https://hastyreader.com/best-philosophy-books/

 

 

GÖRSELLERİN ALINDIĞI SİTELER

https://metanexus.net/queen-sciences/

https://www.thoughtco.com/platos-meno-2670343

Paylaş

Bir Yorum Yazın

Bize Sorun
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Size yardımcı olabilir miyiz?
0
SEPETİNİZ
  • No products in the cart.