ÖĞRENMEYİ ÖĞRENME

GERÇEK ÖĞRENME İÇİN NE YAPMALI?

“21. yüzyılın cahilleri, okuyup yazamayanlar değil, öğrenemeyen,

öğrenemeyen ve yeniden öğrenemeyenler olacaktır.” – Alvin Toffler

 

“İnternetten Öğrenme Gerçek Öğrenme midir?” adlı yazımızda, genellikle başarılı sonuçlar elde ettiğimizi sandığımız ve akıllıca bir alışkanlık olduğunu düşündüğümüz dijital öğrenmenin; sahte öğrenme, bilgi bunalımı, hafıza kaybı, bağımlılık ve aşırı güven gibi olumsuz sonuçlarına odaklanmıştık. Beynimizde negatif değişimler yarattığı araştırmalarla kanıtlanmış olan dijital öğrenme karşısında tutumumuz ne olacak? Semptomları görmezden gelip önemsiz öğrenmenin zararlı etkilerini sineye mi çekeceğiz, gerçek öğrenmenin peşinde kendi filtrelerimizi, standartlarımızı mı oluşturacağız? Bu yazımızda yanıt arayacağımız sorular bunlar…

En iyi şekilde öğrenmek için ilk yapılması gereken, öğrenmeyi yeniden tanımlamak olmalı. Gerçek, kaliteli öğrenmenin iki temel özelliği vardır:

1-Gerçek öğrenmenin, gerçek dünyada olumlu sonuçlar sağlaması gerekir.

Daha üretken olmanın ölçütü, yapılması gerekenler listesindeki işleri silip süpürmek olmamalıdır ya da diğerleriyle ilişki içinde olmanın ölçütü takip edip beğeni atmak olmamalıdır. Zeki olmanın ölçütü de zeki hissetmek olmamalıdır. Öğrendiklerimizin yaşamımızda ve dünyada pratik, olumlu bir sonucu olmalıdır.

2-Gerçek öğrenme en çok değeri sağlar. Dünyada çok fazla bilgi ve çok az zaman olduğundan öğrendiklerimiz hakkında zor seçimler yapmak zorundayız. Bir şeyi öğrenme kararı, milyonlarca şeyi öğrenmeme kararıdır. Ayrıca bazı bilgiler diğer bilgilerden bin kat daha değerlidir. Bu nedenle, çok değerli bilgilere değil, EN DEĞERLİ bilgiye odaklanmalıyız.

Diyelim ki 18. yüzyıl sanatçıları hakkında uzun bir makaleyi dinlemek için bir saatinizi ayırdınız. Sonunda kendinizi daha zeki hissedebilirsiniz ama kendinize mutlaka şunları sorun:

  • Dinlediklerinizden ne kadarını bir hafta sonra hatırlayacaksınız?
  • Edindiğiniz bilgiler karar verme şeklinizi nasıl değiştirdi?
  • Bu içeriğin bir sonucu olarak ne yaptınız?
  • Hayatınız veya çevrenizdekilerin hayatları nasıl değişiyor?

Şimdi, onun yerine neler dinleyebileceğinizi düşünün. Şu anda dünyanın herhangi bir yerinde, okursanız hayatınızı sonsuza dek değiştirecek bir paragraf, bölüm veya kitap var.

Bilgi-eğlence sistemini tükettiğinizde çığır açan bilgiye hayır demiş oluyorsunuz.

İki kişi olduğunu hayal edin:

Bir kişi öncelikle bilgi-eğlence / önemsiz öğrenme diyetini tüketiyor.

Diğeri çığır açan bilgi diyetini tüketiyor.

İlk diyeti uygulayan kişi zaman geçtikçe bilgi yarışmalarında daha başarılı olurken ikinci kişi çok daha tatmin edici ve etkili bir yaşama sahip olacak.

Warren Buffett’ın yapılacaklar listesinde, gerçekten önemli olan birkaç şeyi daire içine aldığı ve diğer her şeyi “ne pahasına olursa olsun kaçın” listesine koyduğu söyleniyor. Aynı şeyi öğrenirken de yapmalıyız.

Bu bizi önemli bir soruya götürür:

Çoğu insan zihinlerini yok eden şeyler öğreniyorsa sizi bir dâhiye dönüştürecek şeyleri nasıl öğrenebilirsiniz?

 İşte abur cubur öğrenmenin panzehiri: Süper Besin

Gerçek öğrenmeyle ilgilenen herhangi birinin bizim sahip olduğumuz gibi bir sistem tasarlamasına imkân yok. Bunun yerine, yaklaşım temelde şu bileşenlere sahip olacaktır.

  • Birincisi, herkesin dünyadaki en değerli bilgilerin ne olduğunu – öğrenmenin süper besinini – tanımlayan bir çerçevesi olmalı. Sonuçta, gerçekte ne aradığınızı bilmiyorsanız, o zaman herhangi bir bilgi işe yarar. Bunu, süper değerli bilgiyi, öğrenmenin “süper besini” olarak adlandırıyorum.
  • İkincisi, herkesin bu “süper besini” bulmak için bir stratejisi olmalı. İnterneti yeni ve popüler olana göre filtrelemek yerine, odak noktası en değerli olanı bulmak olmalı. Aramaya bir haber kaynağına giriş yaparak başlamak yerine “Süper besini bulma olasılığım en yüksek nerede?” diye sorarak başlanmalı. Örneğin bir yatırımcı, yazar veya araştırmacıdan bir şeyler öğrenmek istediğimi varsayalım. Hangi strateji en verimli olur?

Önemsiz Öğrenme Yaklaşımı: Onu sosyal medyada takip ederim ve güncelleme olup olmadığını görmek için haber kaynağında günde birkaç kez oturum açarım. Onun gönderilerinden herhangi birinden ilham aldığımı hissediyorsam yorum yapıp beğenir veya paylaşırım.

Süper Besin Öğrenme Yaklaşımı: Kariyeri boyunca yazdığı tüm yazıları değerlendiririm ve başlamak için en değerli bilgiyi belirlerim. Bu, muhtemelen yıllarca araştırma, yazma ve iyileştirme için harcadığı kitaplarından biriyle başlamama yol açacaktır. Aynı zamanda yeniden okumaya, ayrıntılı notlar almaya ve metodik olarak uygulamaya zemin oluşturacaktır.

Süper besin yaklaşımının diğerinden en az bin kat daha etkili olduğunu iddia ediyorum.

  • Son olarak, öğrenmek sadece bilgi almakla ilgili değildir. Metne bakmak ve öğrenmeyi beklemek, yiyeceğe bakmak ve besinleri almayı beklemek gibidir. Tıpkı yiyeceklerimizi sindirdiğimiz gibi yaşam deneyimlerimizi de sindirmemiz gerekir. Bir tür aktif işlem olmadan, okuduğumuz neredeyse her şey, haftalar içinde kaybolur.

Öğrenmenin yaşamımızı değiştiren sonuçları olmalıdır. Öğrenme, sizi daha zeki hissettirip hissettirmediğiyle ölçülmemelidir. Yalnızca eylemle de ölçülmemelidir. Hayatınızda zaman içinde sizin için önemli olan sonuçları gerçekten yaratıp yaratmadığına göre ölçülmelidir.

Eylem yok = Sonuç yok

Kötü eylem = Kötü sonuçlar

İyi eylem = İyi sonuçlar ← (Bu gerçek öğrenmedir.)

Bilgi-eğlence kötü bir şey değildir. Podcast’leri ve TED konuşmalarını dinlemekten de keyif alıyorum. Ancak en önemli ayrım, bilgi-eğlence sistemini gerçek öğrenmeyle karıştırmamak.

Günün sonunda gelecek kuşaklar bugüne baktıklarında, eğlendiklerini ama eğitilmediklerini söyleyecekler.

Simmons, makalesinin bundan sonraki bölümünde, gerçek öğrenmeyi sürekli kılmak için Elon Musk’tan Oprah Winfrey’e, Thomas Edison’dan Jeff Bezos’a öğrenme arayışları farklı, elliden fazla insanın düşünme yapısı üzerine gerçekleştirdikleri araştırmadan ve ulaştıkları ortak özelliklerden söz ediyor.

Bu uzun özetle ulaşmak istediğim asıl sonuç şuydu: Her şeyi; siyaseti, ekonomiyi, bilimi ve sanatı hatta eğitimi haber boyutuyla hızlıca tükettiğimiz internetle kurduğumuz ilişki, gerçek öğrenme deneyimimiz önünde doğal bir engel gibi. Oysa bunu tersine çevirmek mümkün. Hepimiz için ilk soru “Ben nasıl öğreniyorum?” olduğunda öğrencilerimize de aynını sormak, sordurtmak mümkün.

Kararların hızla alınıp hızla değiştirildiği, sürecin olası sonuçlarının değil de günü kurtarmanın derdine düşüldüğü bugünlerde öğrencilerimize yapabileceğimiz en büyük iyilik, öğretim programlarını, sınavları ve puanları bir yana bırakıp gerçek öğrenmenin süper besini ile onları beslemek olacaktır. Öğrenmeyi öğretmek hedefi, tüm kaygıların ötesinde gerçek, kalıcı ve besleyici olandır.

Ebru PINAR

 

Makalenin orijinali için;

https://www.linkedin.com/pulse/most-people-think-smart-habit-its-actually-michael-simmons-1c/?trk=eml-email_series_follow_newsletter_01-hero-1-title_link&midToken=AQGJksXbnTmofA&fromEmail=fromEmail&ut=3-rAzss8_u89I1

 

Görselin alındığı site

https://philadelphia.cbslocal.com/2015/05/25/teachers-must-view-themselves-as-learners-in-order-to-be-effective-teachers/

 

 

 

Bu yazıyı değerlendiriniz
[Total: 4 Average: 5]

Similar Posts

Bir Yorum Yazın

EnglishFrançaisDeutschItalianoPortuguêsEspañolTürkçe