DUYUŞSAL GELİŞİM

KENDİM…: KARŞILAŞTIRMA ÜZERİNE BİR AKADEMİK ÖZGÜVEN ÖYKÜSÜ

“Ben, Ahmet… : Bir Akademik Özgüven Öyküsü” adlı yazımızda benlik ve akademik benlik kavramlarını Ahmet’in öyküsü üzerinden ele almış, akademik benlik algısını olumsuza çeviren teşhir etme davranışı üzerinde durmuştuk. Bu yazımızda yeni bir öyküyle akademik benlik algısını yıkan bir başka davranışa odaklanacağız.

KENDİM…

Turgay’ı sevmiyorum!

“Bak Turgay’a, problemleri nasıl da hızlı çözüyor. Sen, daha problemi anlamaya çalışırken o çözüp bitiriyor.”

Turgay’dan nefret ediyorum!

 “Oğlum, bu nasıl bir paragraf? Bir de Turgay’ın yazdığına bak, sanki bir yazar gibi yazıyor.”

Kendimi sevmiyorum!

Çünkü ben, Turgay kadar akıllı değilim.

Kendimden nefret ediyorum!

Çünkü ben, yeteneksizin biriyim.

Önceleri ablamdı kâbusum. “Bak, ablan ne güzel resim çiziyor.”, “Bak, ablan ne güzel şarkı söylüyor.”,  “Bak, ablan…” cümlelerini duymakla geçti çocukluğum. Ablam gibi resim çizmem, onun gibi şarkı söylemem, bisiklete binmem, koşmam… gerekiyordu. Ben, ablam gibi olmalıydım. Kendim gibi olmama gerek yoktu…

Okula başlayınca değişir sandım bu durum. Yanılmışım! İlkokulda Hasan, ortaokulda Canan, lisede de Turgay’dı önüme hedef olarak konan. Biri gitmiş, diğeri gelmişti.

Diğerlerini yakalayamadım, şimdi Turgay’ı yakalamam gerekiyordu.

Çabalıyor, yapabildiğimin en iyisini yapmaya çalışıyordum ama yeterli olmuyordu çünkü kimse benim ne yapabildiğimle ilgilenmiyordu. Daha güzel paragraflar yazmam yeterli gelmiyordu mesela. Turgay gibi yazmalıydım! Problemleri daha hızlı çözmeyi başarmam anlamlı değildi. Turgay kadar hızlı çözmeliydim. Ne yaptığım değil, Turgay gibi yapıp yapmadığım önemliydi. Kendim gibi olmamın bir anlamı yoktu, anlamlı olması için Turgay gibi olmam gerekiyordu.

Anlaşılmamak, yalnızlaştırıyor insanı. 

“Ben, Turgay olmak istemiyorum! Ben, kendim olmak istiyorum!”

Başaramayacağını bilmekse değersizleştiriyor.

Ben de vazgeçiyorum!

Bir kısmımız zaman zaman şu tarz cümleleri duymuşuzdur:

– Ayten Hanım’ın oğlu yine takdir almış. Sense sınıfı zor bela geçiyorsun.

– Sen buna yazı mı diyorsun? Bir de Elif’in yazısına bak, sonra buna yazı de!

– Bizim oğlan matematikte iyice geri kaldı. Ağabeyi gibi olamadı bir türlü. Ondan kesin mühendis çıkar da bundan ne çıkar bilemem!

– Bak kızım, yorum böyle yapılmaz. Şimdi Ayşe’nin yorumunu oku ve kendi yorumunla karşılaştır.

Neden ailelerimiz ya da öğretmenlerimiz, bize bunu yapıyor? Neden bizi karşılaştırıyor? Oysa bizi, kardeşlerimizle, yaşıtlarımızla ya da diğer öğrencilerle karşılaştırmak, akademik benlik algımızı yıkan en önemli davranışlardan biri.

Biriyle karşılaştırıldığımızda ne olur? Bize geçen mesajlar ve bizde oluşan duygular nelerdir?

Her şeyden önce şu mesaj geçer: “Sen, onun kadar iyi değilsin. Yaptığının bir anlamı olması için onun kadar iyi yapman gerekir.” Bu cümleler karşısındaysa utanç, öfke, yılgınlık, vazgeçme vb. bizde oluşan duygulardır.

Şimdi okuduğumuz öyküye dönelim. Çocukluğunda ve okul yaşantısında sürekli birileriyle karşılaştırılmış bir çocuk… Bu karşılaştırmalar sonucunda hem kendine hem de karşılaştırıldığı arkadaşlarına karşı kızgınlık, öfke ve hatta nefret duygularını hissediyor. Önüne hedef olarak konan kişileri yakalayamayacağının farkında ancak ailesi ve öğretmenleri değil. Çocuğun kendi içindeki gelişimini görmek yerine, bir şeyleri diğerleri kadar iyi yapıp yapmadığı anlamlı onlar için. Çocuk da bunun bilincinde ve anlaşılmadığını düşünüyor. Sonuç olarak bir şeyleri daha iyi yapmasının, ailesi ya da öğretmenlerinin gözünde anlamı olmadığını düşünüyor ve vazgeçiyor. “Bir çocuk öğrenmekten nasıl vazgeçirilir?” sorusuna dramatik bir yanıt olsa gerek bu öykü.

Bir insan, bir başkasıyla karşılaştırıldığında mutsuz olur. Olmaz mı? O zaman biriyle karşılaştırıldığınızı düşünün. Örneğin aynı zümredeki bir öğretmen arkadaşınız ya da kardeşinizle karşılaştırıldığınızı ve onların size hedef gösterildiğini düşünün. Ne hissedersiniz bu durum karşısında? Yanıtı söyleyeyim. Karşılaştırıldığı zaman kişi, anlaşılmadığını, özelliklerinin ve yaptıklarının fark edilmediğini düşünür. Kendini yeteneksiz ve değersiz hisseder. Yaptığı işi beceremeyeceğine, bu konuda kapasitesinin yeterli olmadığına karar verir. Dolayısıyla yaptığı o işe karşı akademik benlik algısı yıkılır. Akademik benlik algısı yıkıldığı zaman, tekrar olumlu hale getirilmesi çok güçtür ve çok çaba gerektirir.

Akademik benlik algımız öğretmenlerimizin, anne babamızın, arkadaşlarımızın bizim hakkımızdaki yargılarından etkilenir. Okulda başarısızlıkla karşılaşıyorsak, öğretmenlerimizden, ailemizden ve arkadaşlarımızdan onay görmüyorsak olumlu bir akademik benlik algısı geliştirmemiz oldukça güçtür.

Yapılan araştırmalar da bu görüşü destekliyor. Öğrencilerin akademik yeteneklerini öğretmenlerinin nasıl gördükleri hakkındaki kanılarıyla akademik başarıları arasında doğrudan bir ilişki vardır ve bu ilişki, öğrencinin kendi akademik benlik tasarımından daha yüksektir. Bu bulgu, öğretmenimizin bizim hakkımızda ne düşündüğünün, bizim kendimiz hakkında ne düşündüğümüzden daha önemli olduğu anlamına geliyor. Eğer öğretmen bizi “başarılı” vb. şekilde nitelendiriyorsa o dersteki başarımız artıyor. “Başarısız” olarak nitelendiriyorsa da başarımız düşüyor.

Sonuç olarak, çocuklarımızı ya da öğrencilerimizi birbirleriyle karşılaştırmak yerine, onların kendi içindeki gelişimlerini gözlemleyip bunu ön plana çıkarmamız,  onlara “başarısız” olduklarına değil, “başarabileceklerine” inandığımızı hissettirmemiz gerekiyor.

Dr. Levent VEZNEDAROĞLU

YARARLANILAN KAYNAKLAR

ARSEVEN, A. (1986). Benlik Tasarımı. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 1 (1). Syf.15-26.

ASLAN, E. (1992). Benlik Kavramı ve Bireyin Yaşamındaki Etkileri. M.Ü. Atatürk Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Dergisi. Sayı: 4, Syf. 7 – 14

BLOOM, B.S. (1995). İnsan Nitelikleri ve Okulda Öğrenme. Öğretmen Kitapları Dizisi. (Durmuş Ali Özçelik, Çev.). İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.

ÇALIŞKAN, M. (2014). Bir Derse Yönelik Duyuşsal Giriş Özelliklerinin Belirlenmesi: Bir Ölçme Modeli Önerisi. Kastamonu Eğitim Dergisi, Cilt:22, No:1, Syf: 57-68.

ERDEM, A.R. ve GÖZÜKÜÇÜK, M. (2013). İlköğretim 3. 4. V e 5. Sınıf Öğrencilerinin Türkçe Dersine Yönelik Motivasyonları Ve Tutumları Arasındaki İlişki. Pegem Eğitim ve Öğretim Dergisi, 3(2), 13-24.

İNANÇ, N. (1997). Üniversite Öğrencilerinin Benlik Saygısı Düzeyleri İle Akademik Başarıları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. İzmir

KENÇ, M.F. ve OKTAY, B. (2002). Akademik Benlik Kavramı ve Akademik Başarı Arasındaki İlişki. Eğitim ve Bilim. Cilt 27, Sayı 124, Syf. 71 – 79.

KUZGUN, Y. (1993). Benlik ve İdeal Benlik Kavramının Tercih Edilen Meslek İle İlişkisi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi. Cilt 16, Sayı 1, Syf. 1-10.

PEHLİVAN, H. ve KÖSEOĞLU, P. (2011). Ankara Fen Lisesi Öğrencilerinin Matematik Dersine Yönelik Tutumları İle Akademik Benlik Tasarımları. Buca Eğitim Fakültesi Dergisi. Sayı: 31, Syf. 153 – 167.

SENEMOĞLU, N. (2007). Gelişim Öğrenme Ve Öğretim Kuramdan Uygulamaya. Ankara: Ankara: Gönül Yayıncılık.

Bu yazıyı değerlendiriniz
[Total: 0 Average: 0]

Similar Posts

Bir Yorum Yazın

EnglishFrançaisDeutschItalianoPortuguêsEspañolTürkçe