04/03/2021
ÇEKİLİN BEN ÖĞRENCİYİM

ÖĞRENCİLERE ÇAĞRI 3 – SORUMLULUK ALIN, DEĞİŞİMİ BAŞLATIN!

Bir önceki yazım “OF, ÇOK BUNALDIM!”da sizlere, kendinizi “öğrenirken” izlemenizi ve bazı sorulara yanıt aramanızı önermiş, bunların çoğuna “Hayır” ya da “Bilmiyorum” yanıtlarını veriyorsanız, alarm zilleri çalmalı çünkü öğrenme gerçekleşmiyor ve siz, o ekranın karşısında sadece sıkılıyor, zamanın geçmesini, dersin bitmesini bekliyorsunuz, demiştim.

Normal koşullarda, öğrenmenin gerçekleşmemesinin iki temel nedeni vardır. Öğrenme ortamı, sizin ihtiyaç, ilgi ve yaşınıza uygun olmayabilir. Bir diğer neden de siz, öğrenmeye hazır, istekli, motive olmayabilirsiniz.

Bu yazı, öğrenme ortamından kaynaklı sorunlara odaklandı. Bireysel olarak sizden kaynaklı nedenlere daha sonra bakacağız.

Bir önceki yazımda sorduğum ve kendinize bakma fırsatı yarattığını umduğum soruları kısaca hatırlayalım ve “hayır” ile “bilmiyorum”ları nasıl değiştirebileceğimizi konuşmaya başlayalım.

Dikkatinizi toplayamıyor ve derse odaklanamıyorsanız, bu durum öğrenme ortamından kaynaklanıyor olabilir. Örneğin, ders konusu ilgi alanlarınızdan çok uzak, size yabancı, neden öğrendiğinizi bilmediğiniz, ne işinize yarayacağından şüphe ettiğiniz bir konu olabilir.

Öğretmeninizden konuyu değiştirip ilgi çekici bir tane seçmesini isteyemeyeceğinize göre, ne yapabilirsiniz? Zaten, size ilginç gelen, bir başka arkadaşınıza sıkıcı da gelebilir değil mi?

Bu, öğretmenler için de yanıtlanması zor bir sorudur. Öğretim programı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmişken ve 25 -35 kişilik sınıflarda farklı özellikleri olan bireylerle karşı karşıyayken, tüm öğrencileri aynı anda öğrenmeye motive etmek çok zordur.

O halde siz ne yapabilirsiniz?

Öğretmeninize, bu konuyu hangi amaçla öğrendiğinizi sorabilirsiniz ama alışkın olduğunuz dille değil. “Yaa, neden öğreniyoruz hocam bunu, ne işimize yarayacak ki?” bir soru değil, bir yargıdır. İşe yaramayacağına inandığınızı belirtmiş olursunuz ve gerçek bağlantıyı öğrenme şansınız kalmaz. Eğer bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız kullandığınız dili değiştirmekle başlamak çok iyi olabilir. Alışılageldik kalıplar yerine öğretmenlerinizi şaşırtacak samimiyet ve istekle soru sormayı deneyin. Daha olumlu sonuç alacağınızı garanti ederim.

“Hocam, ben Osmanlı toprak sistemini neden öğrendiğimizi, hayatımızın neresinde bu bilginin işe yarayacağını anlayamadım. Bugün ile bağını nasıl kurabiliriz?” gibi gerçek bir soru sorarsanız, büyük olasılıkla hiç aklınıza gelmemiş, anlamlı bir yanıt alacaksınız. Bu da ilgi duymadığınız konuların bile size katkısı olacağını görmenizi sağlayacak ve belki de ilginizi arttıracaktır.

Bir diğer kritik nokta, derste varlığınızı gösterip gösteremediğiniz veya arkadaşlarınızla sosyalleşme fırsatı bulup bulamadığınızdır. Eğer bulamıyorsanız, bu da öğrenme ortamından kaynaklanan bir sorun olabilir. Örneğin, öğretmeniniz bir an önce bitirmek zorunda hissettiği konuyu anlatmaya odaklanmış, zaman kaybetmemek için sürekli kendisi konuşuyor olabilir.

Bu da çözüme ulaşması zor bir sorun çünkü öğretmeninizin bir ders işleme alışkanlığı ve tercihi var ve sizin bunu değiştirmeye çalışmanız saygısızlık olarak algılanabilir. Bu durumda öğrenciler ne yapabilirler?

Yine ilk önerim dilinizi değiştirmek olacak. Eleştiri getirirken, bir sorununuzu paylaşırken “sen dili” ile konuşmamayı deneyin. “Hocam, sürekli siz anlatınca ben kopuyorum dersten.” Cümlesi, öğretmeninize saygısızlık gibi gelebilir. Onun yerine, “Hocam, derste arkadaşlarımla fikir alış verişi yapabildiğim, yarışabildiğim, tartışabildiğimde daha kolay öğreniyorum. Öğrendiklerimi unutmuyorum.” gibi bir iletişim yolu, sizin için neyin iyi olduğunu gösterdiği için öğretmeninizin dikkatini çekecek ve o, bunu mutlaka önemseyecektir.

Üçüncü ve son nokta, öğretmeniniz ders sırasında sizi fark ediyor mu?

Bu, yukardakilere oranla daha kolay yanıt verebileceğimiz bir soru. Eğer kameranızı açmıyor, soruları yanıtlamaktan kaçıyor, fikirlerinizi paylaşmak için harekete geçmiyorsanız fark edilmeniz giderek zorlaşacaktır. Öğrenmenin sorumluluğu, tek başına öğretmeninizde olamaz. Tek başına sizde de değil. O halde işbirliği içinde olmaya, öğretmeninize, sizi tanıması için destek olmaya çalışmalısınız. Hem hiçbir çaba göstermeyip hem de eğitimin değişmesini istemek ve sürekli şikâyet etmek, zaman kaybından başka sonuç vermeyecektir. Bunu zaten biliyorsunuz.

Onlara nasıl ulaşabilirsiniz?

-Uzaktan eğitimde kimi okullar, öğretmen öğrenci görüşme saatleri düzenliyor. Böyle bir imkânınız varsa, mutlaka kullanın. Yoksa öğretmeninize bir mail atın. Uygun bir yol ise mesaj atın. Ona, çalışmaları için teşekkür ederek başlayın ve neye ihtiyaç duyduğunuzu yazın.

-Türkçe, edebiyat, yabancı dil, tarih, sosyal bilgiler, felsefe gibi yazma çalışmaları yapılan derslerde kendi deneyimlerinizden, ilgi alanlarınızda bahseden yazılar yazın. Böylece öğretmeniniz bir yandan ödevinizi, projenizi okurken bir yandan da hakkınızda bilgi edinmiş olur.

-Sınıfça, öğrenme sürecinde yaşadığınız sorunlar ve çözüm önerileriniz üzerinde tartışın ve ortak görüşlerinizi öğretmeninizle paylaşmak için ondan zaman isteyin.

-Kullandığınız dile özen gösterin.

-Anne babalarınız, okul yönetimleri ya da öğretmenlerinizle sık sık görüşüyor. Bu görüşmelerde “Hocam, bizim oğlan dersi anlamıyor, sıkılıyor.” gibi genel ifadeler yerine, sizi anlatan daha somut bir dil kullanmalıdırlar. Bunu yapmaları için ailenize, öğrenme süreciniz hakkında gerçekçi açıklamalar yapıp onları doğru yönlendirin.

Öğretmenlerinize kim olduğunuz, nasıl öğrendiğiniz, nasıl öğrenemediğiniz, nelerden heyecanlanıp nelerden çok sıkıldığınızı anlatmanın yollarını bulmanızı öneririm. Onlar için zannettiğinizden de çok değerlisiniz. Samimi öğrenme isteğinize tüm güçleriyle yanıt vereceklerdir.

Yeter ki siz sorumluluk alın, değişimi başlatın!

Ebru PINAR

Bu yazıyı değerlendiriniz
[Total: 0 Average: 0]

Similar Posts

Bir Yorum Yazın