ÖĞRENME REHBERLİĞİ – BİR ADIM GERİ ÇEKİLMEK

ÖĞRENME REHBERLİĞİ – BİR ADIM GERİ ÇEKİLMEK

Çocuklarımız; karmaşık buldukları, ilgilerini çekmeyen, kendi yaşantılarından uzak konuları anlamakta güçlük çekebilirler. Dikkatleri dağınık olduğundan, başka bir soruna odaklandıklarından bir kavram ya da konuyu öğrenirken eksikleri olabilir. Bu noktada biz anne babalara düşen, çocuğumuza öğretmen olmaya çalışmak olmamalıdır.

Çocuklar ebeveynlerini sadece anne babaları olarak gördüklerinde ve onlarla bu tür bir ilişki kurduklarında güvende hissederler, bu nedenle öğretmen rolünü üstlenmeye çalışmamız, ilişkimizi bozma riski taşır. Baş edemedikleri bir öğrenme deneyimi sonrası öğretmenlerini sorumlu tutabilirler örneğin ama size öfkelenmek onlar için yıpratıcı olacaktır. Öğretmenleriyle ilişkileri daha profesyonelken az sonra mutfakta başka bir rolde yine sizlerle birlikte olacaklardır. İletişim sorunları, yaşamınızın diğer alanlarını da olumsuz etkileyebilir.

Bu durumda öğrenme eksikleri için endişelenmeyi bırakamayacağımıza göre, ne yapabiliriz?

Öğrenme bekçisi ya da öğretmen olmaya çalışmak yerine öğrenme rehberi olmayı deneyebiliriz.

Öğrenme rehberinin bir öğretmenden farkı, öğrenene akademik destek olmaktan çok, öğrenme sürecine ilişkin bir yol gösterici olabilmesidir. Dikkat edilmesi gereken ilk nokta, bir sorunu olduğunu fark etmeden ve sizden yardım istemeye gelmeden çocuğunuza müdahale etmemektir. “Bakayım, yaptın mı? Metni okudun mu? Sorunun cevabını neden yazmadın?” gibi hamleler, öğrenme bekçisi olma halidir ve iletişimin olumsuz başlamasına neden olacaktır. Zor olduğunun farkındayım ancak yardım isteğinin ondan gelmesini beklemek, çocuğun öğrenmeye açık olduğu zamanı yakalama şansınızı arttırır. 

Örneğin; derste, bir metin verilmiş ve metnin mesajının ne olduğu sorulmuş. Çocuğunuz bunalmış halde size gelip metinde ne anlatıldığını bulamadığını söylüyor. İlk seçeneğiniz, metni birlikte tekrar gözden geçirip ipuçları vererek anlamı açık hale getirmeniz ve çocuğunuzun sorunun yanıtını bulmasını sağlamanızdır. Bu bir çeşit öğretmen olma halidir.

İkinci seçeneğiniz, metni birlikte inceleyip çocuğunuza şu tür sorular sormanızdır;

-Nereye kadarını anladığını düşünüyorsun?

-Hangi bölümü anlamadığını düşünüyorsun?

-Metinde anlamını bilmediğin sözcükler var mı?

-Sence sözcüklerin anlamlarını bilmediğinden mi yoksa metin sana karmaşık geldiğinden mi yanıtı bulamıyorsun?

-Metni bana kendi ifadelerinle anlatır mısın?

Bu ve benzeri sorular, çocuğunuzun tam olarak hangi noktada sorun yaşadığını ve sorunun nedenini bulmasını sağlar. Onu, kendi öğrenme süreci hakkında düşünmeye ve değerlendirme yapmaya davet ettiğiniz bu yaklaşım, öğrenme rehberliğidir.

Çocuklar, kısa yoldan çözüme ulaşmaya alışkın oldukları için, ilk denemelerinizde, sorularınızı geçiştirmeyi ya da kısa yanıtlar vermeyi seçebilirler ancak tutumunuzu kararlı biçimde sürdürdüğünüzde, zihinsel sorgulamaları artacaktır. Çocukların öğrenme sürecinden bir adım geride durduğumuzda, uzun vadede, öğrenme biçimi, eksikleri, hedefleri konusunda eskisinden çok daha bilinçli bir öğrenene dönüşeceklerini söyleyebiliriz.

Tüm çabanıza rağmen hala sonuç alamadığınız durumlar mutlaka olacaktır. Bu tür durumlarda da yine iki seçeneğiniz var; örneğimize dönecek olursak, metnin mesajını buldurmak üzere çocuğunuza yardım eder ve büyük ölçüde sizin eseriniz olan bir yanıt buldurursunuz. Böylece çocuğunuz ertesi gün için hazır hale gelmiş olur ya da “Yarın derste bu metinle ilgili arkadaşların neler düşünmüş bir de onları dinle istersen, öğretmenine de zorlandığın noktaları belirtmeni öneririm.” diyerek onu kendisiyle ilgili düşünme ve sorumluluk alma halinde bırakırsınız.

Evet, belki çocuğunuz, sorunun yanıtını bulamamış halde öğretmeninin karşısına çıkar ama çoğu zaman sorular, yanıtlardan daha öğreticidir, değil mi?

Öğrenme Rehberliği – Öğrenmeyi İzlemek” adlı yazımızda, çocuklarınızın öğrenme süreçlerini nasıl izleyebileceğinize ilişkin öneriler bulacaksınız.

Ebru PINAR

Paylaş

Bir Yorum Yazın