ÖĞRETMENLER DERSE KATILIM PUANI VERMEK İSTEMİYOR

ÖĞRETMENLER DERSE KATILIM PUANI VERMEK İSTEMİYOR

Uzaktan eğitimde bir dönemin daha sonuna yaklaştığımız bu günlerde, öğretmenler, çok boyutlu bir sorunla karşı karşıya görünüyorlar. Dönem notları nasıl verilecek?

Fiilen bir kurum bünyesinde görev yapmaya devam ediyor olsam belki bu açıklıkta dile getiremezdim ama resme dışardan bakabilen biri olarak rahatlıkla dertlerine tercüman olabileceğimi düşünüyorum.

Haftada iki günlük yüz yüze eğitim uygulaması, artan vaka sayıları nedeniyle yeniden uzaktan eğitime dönmeden hemen önce, kimi okullar öğrencilerinin ilk sınavlarını yapmışlardı. Kimi okullarda bazı branşlarda sınavlar yapılmış bazıları henüz yapılamamış, kimilerinde ise henüz sınavlar başlamamıştı. Uzaktan eğitime dönüleceği açıklanır açıklanmaz dönem sonu notlarının nasıl verileceğiyle ilgili belirsizlik de okulları düşündürmeye başladı.

Aslında açıkça ifade etmek gerekir ki yüz yüze eğitimde bile “derse katılım puanları” hep bir soru işareti taşır. Gözlemlere, gözlem notlarına, ödev yapıp yapmamaya, ders materyallerini düzenli şekilde tutup tutmamaya bağlı olarak değişen ama nihayetinde kesin ölçütleri olmayan bu puanlama yolu, normal koşullarda bile sorun çıkarırken, öğrenciler arasındaki farklılıkları izah etmek mesele olurken, uzaktan eğitimde derse katılım puanı vermek, öğretmenlerin vicdanına ağır bir taş bağlamak demek.

Süreci gözümüzde canlandıralım; ekran karşısında en az on beş yirmi kişilik bir grup öğrenci, bazıları kameralarını açmak konusunda sorun yaşamazken bazıları defalarca uyarıya rağmen açmamakta direniyor. Yarım saatlik ders akışı içinde her birine derse katılma fırsatı vermek mümkün olmuyor. Verilse bile katılmak istemeyenler oluyor. Okulda olsa öğretmen-öğrenci hukuku ile sorunu çözmeyi deneyebiliriz ama yılın başında yine ekran aracılığıyla tanıştığımız ama aslında pek de tanımadığımız bu çocuklara, gençlere derse katılmadıkları için düşük puanlar vereceksiniz.

Tersten bakarsak, okul yönetimlerinin baskısı ile belki de katılsın katılmasın tüm öğrencilerinize yüksek katılım puanları vermek zorunda kalacaksınız. Peki, bu adaletsizliği, çaba gösteren, görevlerini yerine getiren öğrencilerinize nasıl açıklayacaksınız?

Şu cümleler eminim meslektaşlarıma tanıdık gelecek;

  • Çoğu okul not ortalamasını olabildiğince yukarı çekiyor, sözlü notları 90’ın altına inmiyor. Biz düşük verirsek çocuklarımıza yazık!
  • Yazılı puanının altında katılım puanı veremezsiniz hocam!
  • Veliler çok tepkili notların düşük olmasına!

Öyle bir açmaz ki yüksek puanlar da sorun düşük olanlar da. İkisi de öğretmenin içini rahatlatmıyor, ikisi de doğru yaptığını hissettirmiyor.

Dünya pandemi ile sarsılırken derdimiz dönem sonu notları olmasa olmaz mıydı?

Öğretmenlerin sırtına böyle bir sorumluluk yüklemek yerine alternatif ölçme-değerlendirme yöntemleri önerilemez miydi?

Süreci değerlendirip veri toplamakla, verilerden hareketle öğrencilerimizle daha yakın, daha destekleyici ilişkiler kursak, onlara yolun sonunda ne olacağını değil, yol boyunca ne kazanacaklarını göstersek olmaz mıydı?

Mart’tan bugüne bakanlıkta ya da okullarda ölçme-değerlendirme uzmanları hangi çözümleri ürettiler?

Birkaç akademisyen dışında üniversitelerin ilgili fakülteleri hangi topyekûn harekete öncülük etti, ne tartışıp ne önerdiler?

Okul yönetimleri hangi vizyon değişiklikleri ile öğretmenlerin ufkunu açıp onları güçlendirdiler?

Veliler, not ortalaması yerine öğrenmeyi temel almaları gerektiğini görebildiler mi?

Bir seferberlik gerekiyorduysa, tam vakti değil miydi?

Öğretmenler derse katılım puanı vermek istemiyor, çok da haklılar. Eğer bir puan verilecekse, bunun değişen koşullara adapte olup esneklik gösteremeyen tüm paydaşlara verilmesi gerekmez mi?

Ebru PINAR

Paylaş

Bir Yorum Yazın

Bize Sorun
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Size yardımcı olabilir miyiz?
0
SEPETİNİZ
  • Sepetinizde ürün yok.