SAHİ, MUHATTABIMIZ KİM?

SAHİ, MUHATTABIMIZ KİM?

Yakın geçmişte belirli beceriler insanların iş bulabilmesinde ve çalışma hayatında bir takım kolaylıklar sağlıyordu. Söz gelimi aldığınız daktilo sertifikası bir şirkette iş bulabilmek için yeterliydi. Günümüzde ise durum maalesef pek öyle değil.

Üniversite mezunu pek çok genç, iş bulma yarışında akranlarının önüne geçmek için çeşitli sertifika programlarına katılarak kendilerini bir adım daha ileri götürmek ve tercih edilen olmak istiyor ancak teknolojik gelişmeler, insanların bir şeyler öğrenmesini kolaylaştırmanın yanı sıra herkesin aynı konuda bilgi ve belge sahibi olmasının da önünü açtı. Dolayısıyla o belgeyi almanın sizi diğer adaylardan ayırabilecek pek bir özelliği kalmadı. Bunun yanında sizin aldığınız X sertifikasını, Y işinde çalışan biri de alabiliyor. Photoshop programında saksının rengini değiştirmek ya da Word’de CTRL+X tuşuna basmak işverenler için eskisi kadar çekici değil. Excel, Word ya da PowerPoint sunusu hazırlamak çocukların bile yaptığı bir şey. “Bunları bilmiyorsanız şu vakte kadar nasıl yaşadığınızı açıklayın.” gibi bir görüş söz konusu diyebiliriz. Bir havuz dolusu topu küçük bir sepete sığdırmaya çalışmak gibi…  Dışarıda çok fazla renkli top var ama sepette en fazla bir ya da iki topa yer var.

Kendini diğer iş arayanlardan ayırmanın bir diğer yolu ise tecrübe etmeni. Yeni mezun durumdaki birinin tecrübe edinebilmesi için bir işe alınması gerekiyor ama işe alınmak için de tecrübeye ihtiyacı var. Bu kısır döngü “Belki bir boşluğa gelir, bulurum.” ile “Falanca yerden ‘Biz sizi ararız’ dediler, ararlar.” arasında gidip gelmeyle devam ediyor. Kısır döngünün sağdaki çıkışı ise gönüllülük esasına dayalı çalışmalar. Stajyer (ve maaşsız) olarak girilen yerler ya da çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yapılan çalışmalarla tecrübe kazanmaya uğraşmak aranılan çıkış olabilir ancak bu şekilde çalışırken “işe yarar hissetmek” ve tatmin olmak zor çünkü maaş yok ya da ancak yol ve yemek için yeterli miktarda bir ücretle sömürüye dayalı çalışmak zorundalar. Hani eskilerin bir sözü vardır “Evin küçüğü olacağına kapının köpeği olsaydın.” diye. Bu sözü iş hayatına şöyle transfer edebiliriz: “Tecrübesiz olacağına Ortaçağ’da saray soytarısı olsaydın.”

Pek çok yeni mezunun işsiz kalmasının ve iş bulamamasının ana sebebi bence tam da bu iki nokta. Yıllarca süren bir emekle beceri ve bilginizi kanıtlayan bir belge alıyorsunuz. Yaptıklarınız yalnızca bedensel olarak değil, zihinsel olarak da enerjinizi, zamanınızı, maddi imkânlarınızı alıyor sizden. Sürecin sonunda bir şeyler kazanmayı da vadediyor aslında. Hepimiz eğitim tercihlerimizi daha kaliteli bir yaşam düşünerek yapmadık mı? Bu karşılık bizden neden esirgeniyor?

Sahi… Bunları soruyoruz ama muhatabımız kim?

Sinemis Ecem ÜKE

Görselin alındığı site

https://www.freepik.com/premium-vector/young-troubled-couple-confused-woman-man-thinking-together-people-with-question-marks-vector-illustration_6397649.htm

Paylaş

Bir Yorum Yazın

Bize Sorun
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Size yardımcı olabilir miyiz?
0
SEPETİNİZ
  • Sepetinizde ürün yok.