12/05/2021
ÖĞRETİM İPUÇLARI

SİZİN DE BİR DİJİTAL ÖYKÜNÜZ OLSUN!

“Dijital Hikâye Anlatıcılığının Eğitimde Kullanımı” adlı yazımda dijital öykü anlatıcılığının öğreticiye ve öğrenene kazandırdığı becerileri ele almıştım. Bu yazımda ise dijital öykü anlatıcılığı aşamalarını izleyerek hem yeğenimle hem de öğrencilerimle kendi dijital öykümüzü nasıl oluşturduğumuzu anlatacağım.

Basamaklar standart olabilir ancak öykünüz ve uygulama biçiminiz onu özgün hale getirecektir.

BİRİNCİ BASAMAK (Bir fikir oluştur / Önerge yaz):

Dersteki etkinliğimiz, “Küçük Prens” adlı yapıttan alınan kısa bir metin üzerineydi. Küçük Prens, Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılan ve Dünya’nın en çok okunan öykülerden birisidir. Öğrencilerimle metni okuduktan sonra metnin temel savlarını belirledik. Dijital öykümüzün kurucu fikrini bulmak için beyin fırtınası yaptık ve şöyle bir sonuca ulaştık.

Kurucu fikir: Dünyamızın ne kadar güzel olduğu hakkında farkındalık yaratmak için asteroidden dünyaya bakma ve “Dünya’yı Koru” kamusal spotunu duyurma. Bunun için her öğrencinin kişisel bir asteroidi olduğunu ve yaz tatilinin bir haftasını asteroidde geçireceğini, ayrıca asteroid çok küçük olduğu için yanına en fazla üç şey alabileceğini varsaydık.

Kurucu fikirle ilgili kendimize şu ödevi verdik: Bir sonraki derse gelirken herkesin dünyamızın korunmasıyla ilgili mesajını belirlemiş, asteroidine bir isim bulmuş ve yanına alacağı üç şeyi kesinleştirmiş olması gerekiyor.

Tüm öğrenciler, “Dünya’yı koru” mesajlarının sosyal medyada paylaşılacağını öğrenince çok heyecanlandılar. Geliştirecekleri dijital öykülerinin daha çok sayıda kişiye ulaşacağını duymak, onları yapacakları çalışmayla ilgili daha ciddi ve sorumlu davranmaya yönelttiğini gözlemledim.

Asteroidlerinin olması öğrencilere çok cazip geldi. Asteroide nesne ya da canlı sadece üç şey götürebilme sınırlaması birkaç öğrencim açısından kabul edilmesi zor oldu çünkü onların listeleri çok kalabalıktı:))

Dijital öykü oluşturma sürecine ben de yeğenimle birlikte katıldım. O da asteroidine yolculukta yanına almak istediği üç şeyi belirledi: Bir bale tutkunu olduğu için pointlerini (bale ayakkabısı), çok sevdiği kedisini ve çiçeğini. Asteroidine 93234-A adını verdi. Rakamların ne anlama geldiğini sorduğumda evdeki üç kedisinin adlarını alfabetik harf karşılıklarına göre belirlediğini, A harfi de kendi adının ilk harfi olduğu için onu da eklediğini söyledi.

Yeğenimle dijital öykümüzü oluşturma sürecine ilişkin iş bölümümüzü şöyle yaptık: Senaryoyu birlikte yazacaktık. Çizimleri ben yaparken boyamayı ise yeğenim yapacaktı. Seslendirmeyi de kendisi yapmak istedi.

İKİNCİ BASAMAK (Araştır/Keşfet/Öğren):

Dijital öykümüzle ilgili internette uzay fotoğrafları ve resimlerini araştırdık ama bizi en çok video hazırlamakla ilgili uygun bir program bulmak uğraştırdı. Öğrencilerim bu süreci daha pratik çözümler geliştirerek çözmüşler. Birçoğu video hazırlamakla ilgili donanıma sahip.

ÜÇÜNCÜ BASAMAK (Senaryo yaz):

En keyifli bölüm senaryo yazma aşamasıydı. Öykümüzü sahne sahne kurduk. İmgesel düşünmenin, yaratıcı düşünmeyi nasıl harekete geçirdiğini tekrar fark ettim.

“Dijital hikâye anlatımı, sınıfta sayısız şekilde kullanılabilir. Kişisel hikâyeler anlatmak, öğrencilerin anlatı biçiminde seslendirme ve birinci şahıs bakış açısı gibi önemli okuryazarlık becerilerini öğrenmelerine yardımcı olur. Modern iletişim, resim ve müzikle “yazmayı” içerdiğinden, öğrencilerin dijital öyküler oluşturmaları, medya oluşturma becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur.” (Kolk, 2021)

Bu anlamda, öğrencilerin senaryolarını oluştururken birbirlerini yaratıcı olmaları yönünde cesaretlendirmeleri ve desteklemeleri için grup iletişimini kolaylaştırmaya çalıştım çünkü TEDX’de Ken Robinson’un da söylediği gibi “Gelecek, yaratıcı bireyler tarafından şekillendirilecek.” Yaratıcılığın kapılarının nitelikli sorularla açıldığını söyleyebiliriz ama bazen de çok sıradan bir soru, imgesel yaratıcılığı kolaylıkla harekete geçirebilir.

Asteroidine giderken yanında neler götüreceksin? Niçin bunları götürüyorsun? Dünyamız için nasıl bir mesaj vereceksin?

Yanıtlar muhteşemdi. Öyle ilginç fikirleri vardı ki her birini uzun uzun dinleyebilirdiniz.

Bir öğrencim, yan flütünü alacağını ve asteroidine gittiğinde orada flütüyle yaptığı müziğin dünyaya kadar gelerek iyi ve güzel şeyleri güçlendireceğini, kötülükleri ise azaltacağını söyledi. Arkadaşları da o zaman flütünü “sihirli bir flüt” olarak kurgulamasını önerdiler.

O ders tüm öğrencilerim dijital öykü tasarımlarını paylaştılar. Herkesin birbirine önerileri oldu.

“Küçük Prens” öyküsüne göndermede bulunmak adına, yeğenime Küçük Prens karakterine de öykümüzde yer vermeyi teklif ettim ancak o, bunu kabul etmedi. Öyküde sadece kendisi karakter olarak var olmak istedi. Bu, oldukça şaşırtıcıydı benim için. Küçük Prens karakterine öyküsünde niçin yer vermek istememişti? Z kuşağını anlamak gerçekten çoğu zaman pek kolay olmuyor çünkü tüm dünyanın tanıdığı Küçük Prens karakteriyle aynı öyküde olmayı reddetmek, benim için gerçekten anlaşılmazdı :))

Sonraki hafta öğrencilerimle öykülerinin kurguları hakkında konuşurken iki öğrencimin de Küçük Prens karakterine kurgularında yer vermek istemediklerini öğrendim. Tıpkı yeğenim gibi onlar da öykülerinin tek kahramanı olmak istediler. Bu tavır, Z kuşağının kendine olan güvenin bir göstergesi olmalı diye düşündüm.

DÖRDÜNCÜ BASAMAK (Görselleştir/Planla):

Bu basamakta, senaryomuzun taslaklarına bakarak resimleri yeniden çizdim, yeğenim de bunları boyadı. Çizmek, gerçekten imgesel olanın çizgilerle yeniden ifade edilmesi olarak düşünülebilir. Esasen herkes çizmek zorunda değil, dijital öykü bir performans sanatı olduğu için onu istediğiniz gibi kurgulayabilirsiniz. Role bürünebilir, farklı nesneler kullanarak anlatabilir, başka film ve videolardan kesip kolaj yapabilir ya da sadece ses ve renk kullanabilirsiniz.

Bu, çevrenizde olan her şeye yeniden bakmak, onları farklı ilişkiler içinde yeniden kurmak anlamına gelebilir.

Öğrencilerimin nesneleri kullanma ve dönüştürme becerilerini oldukça gelişmiş buluyorum ancak sınırsızlığın, yani “istediğini çiz” yönergesinin sanıldığı gibi yaratıcılığı harekete geçirmediği, bunun yerine “şu özelliklere sahip bir şey çiz” yönergesinin yaratıcılık açısından daha etkili olduğu söylenmekte.

BEŞİNCİ ve ALTINCI BASAMAKLAR (Topla/Yarat/Resim/Ses/Kayıt/Video):

Bu basamak, birer dijital yerli olan öğrencilerimi hiç zorlamazken beni çok uğraştırdı. Yine de bu süreçte yardım isteme kolaylığına hemen başvurmamayı tercih ettim. Eğer bir dijital öykü anlatıcısı olacaksanız video oluşturma, ses ekleme ve benzeri programlardan haberdar olmanız gerektiğine inanıyorum çünkü bu süreç işin mutfağını oluşturuyor. Birçok denemeden sonra öykü içeriğimize uygun temayı bulduk. Yeğenim de öyküyü seslendirdi. Öğrencilerim de yarıyıl tatilinde videolarını tamamlayacaklar. Merakla onların ürünlerini görmeyi bekliyorum.

 YEDİNCİ BASAMAK (Paylaş):

Bu yazım, dijital öykümüzün yayınlama sürecini de içermekte. Aşağıda dijital öykümüzü izleyebilirsiniz.

Biz şimdiden ikinci dijital öykümüze başladık bile 🙂

Şehriban GÖZCÜ

YARARLANILAN KAYNAKLAR

https://creativeeducator.tech4learning.com/2012/articles/Getting_Started_with_Digital_Storytelling

https://creativeeducator.tech4learning.cohttps://www.edutopia.org/article/4-ways-develop-creativity-students

https://creativeeducator.tech4learning.com/creativity

Bu yazıyı değerlendiriniz
[Total: 0 Average: 0]

Similar Posts

Bir Yorum Yazın