İLK UTANCIM

Ben, bir kez bitlendim. Şimdi bunu söylemek kolay tabi. Gel de o zaman, o yaşta söyle kolaysa… İşin sonunda bir başına kalmak var, saklambaç oyununa alınmamak, sırada tek başına oturmak var… Öyle ya kim ister bitli bir arkadaşı! Uzun, upuzun saçlarım var o zamanlar. Hani derler ya “Hiç makas değmemiş.”

Devamını Oku

Paylaş

UĞURLAR OLA!

-Ne görüyorsun? – Yıldız. -Ne görüyorsun? -Ay dede. “Ay dede ay dede. Senin evin nerede? -Ne görüyorsun? -Bulut! -Ne görüyorsun? -Karanlık. -Ne görüyorsun? -Boşluk…   İşte burada değişiverdi işler. Sor ve bul, bul ve anla, anla ve düzelt, düzelt ve kendin ol! -I- Gökyüzü bulutluydu ve bulut oyunu oynanıyordu o

Devamını Oku

Paylaş

BU ACAYİP ŞEKİLLER DE NE?!

– Kim yapmış bu resmi? – Bu acayip şekiller de ne?    -Ne çizmiş? – Anlatmak istediği nedir? İlk bakışta bu sorular geliyor aklımıza, değil mi? Kızım yaptı beş yaşında desem? … Elbette o yapmadı. Bu rengârenk resmi yapan kişi, ressamımız Joan Miró. Biraz onu ve resimlerini tanıyalım. 1893’te doğan Joan Miró,

Devamını Oku

Paylaş

ÇÖP ADAM!

Benim için artık klasikleşen bir tanışmadan bahsetmek istiyorum. Biriyle tanıştığınızda isminizle birlikte size ait temel özelliklerin de sorulması adet olmuştur. İsminizden sonra mesleğiniz, nerede çalıştığınız… Bu, herkes için sıradan bir diyalogdur aslında. Benim içinse sizin söyleyeceğiniz o cümleyi duymak kaçınılmazdır. -Ne iş yapıyorsunuz? -Resim alanında çalışıyorum, öğretmenim. -Ahh! Ben çöp

Devamını Oku

Paylaş

ÇOCUKLAR AŞIK OLUR MU HİÇ?

“Ölümdür yaşanan tek başına/Aşk iki kişiliktir” demiş usta şair Ataol BEHRAMOĞLU. Yaşamı boyunca  “gerçek aşk”la karşılaşan insanların çok şanslı olduğunu düşünenlerdenim. Türk Dil Kurumu aşkı “ Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi, sevda, amor” diye tanımlamış. Sözcüğün doğasına ne kadar uzak ne kadar kısır bir tanım… Aşk, hepimize göre farklı

Devamını Oku

Paylaş