TAK TAK! KİM O?  “ÇAT KAPI” BÜYÜMEK

TAK TAK! KİM O? “ÇAT KAPI” BÜYÜMEK

 Çocukken perili evlerimiz vardı bizim. Sokağın keşmekeşliğine inat  bu evler yarı yıkık hâlleri, karanlık yüzleri kısacası tekinsiz tavırlarıyla gözlerdi oyunlarımızı. Evlerin geçmişiyle ilgili türlü söylentiler aramızda dallanır budaklanır, gece rüyalarımıza girer hatta uyutmazdı. Kendi zavallılıklarıyla yıkılmamak için direnen bu evler çoğumuzun cesaret madalyasıydı. Eve girebilenlerimiz yeni kralımız ya da kraliçemiz olurdu. Kuşaklar gelir geçer, bizler büyür ama perili evler eski dünyanın bekçileri gibi sokağı gözlemeye devam ederdi. Bir gün yolumuz çocukluğumuzla kesiştiğinde ise gözümüz bu korkutucu dostları arar ama çoğunlukla o evlerin yerinde bir apartmanla karşılaşırdık.

 Kayın Sokağı’nın en büyük, yıkılacağına kesin gözüyle bakılan gizemli evi ise bir gün kapılarını çok farklı bir aileye açıyor. Paul, son derece sıkıcı hayatına bomba etkisi yapan bu aileyi tanımak için yanıp tutuşurken Kayın Sokağı sakinleri onun kadar dost canlısı değil ne yazık ki. Yeni aileyi tanımak için akla ilk gelen yolu seçmek yani gidip onlarla tanışmak yerine evi gözlemeyi tercih eden sokak ahalisi için bu aile gizemden soruna dönüşüyor. “Fakat tuhaf olan şey, Schröder ailesinin hiç ortalıkta olmamasıydı. Onları alışverişte görmüyordunuz, okulda görmüyordunuz, sokakta veya bahçede görmüyordunuz. Herkese açık alanlarda neredeyse yok gibilerdi. Fakat var oldukları da kesindi.” ( sf. 19) Ve bir gün Paul ve ailesi Schröderlerin oğlu Dandelion’la tanışıyor, Kayın Sokağı ise Winston’ı öğreniyor. Evlere izinsiz girerek kuralları hiçe sayan çocukların yanında bir de piton yılanı Winston, Kayın Sokağı’nın huzurlu havasını bozan dikenli çalıya dönüşüyor diğerleri için. Tuhaf ve son derece zararlı olduğuna karar verilen Schröder ailesinin sokaktan derhal gitmesi konusunda birleşen büyüklere inat bu ailenin renkli ve sıcacık dünyasını keşfediyor Paul. Günler geçtikçe asıl garip olanın yıllardır tanıdığı insanlar olduğunu anlayan Paul’ün kafasındaki soru işaretlerini ise annesi  “Ben sana izah edeyim Paul: Onlar düzeni bozuyorlar. Onlar hiç kimsenin sorgulama hakkının olmadığı şeyleri sorguluyorlar. Schröder’ler bize… Bize, bakarsak korkudan öleceğimiz için hiç bakmadığımız bir aynayı tutuyorlar.” (sf. 117) diyerek gideriyor.

Çat Kapı, Andreas Steinhöfel’in en önemli romanlarından biri. Yazarın ötekileştirme kavramı üzerine yazdığı Çat Kapı, kimseye göstermek istemediğimiz yönlerimizle yüzleştiriyor bizi. Dışarıdan mükemmel görünen yaşamların göründüğü gibi olmadığını anlatırken “kendin olma”nın ne kadar önemli olduğunu da vurguluyor. Steinhöfel; bakımlı bahçelerin, tertemiz evlerin odalarında saklı tutulan yaşamları anlatıyor bize. Proje çocukların kendi geleceklerine sahip çıkma çabasını Paul üzerinden veren yazar, günümüz ebeveynlerine de yol gösteriyor satır aralarında.

Bir akşam yanınıza en sevdiğiniz içeceğinizi alın, cep telefonunuzu kapatın ve Kayın Sokağı’na giden köprüyü geçin. Paul sizi Erasmus’la karşılayacak ve kendi yaşamına sizi ortak edecek. Unutmadan Erasmus’un boynundaki Winston sizi korkutmasın çünkü asıl korkulması gereken “evcil” bir piton değildir. Asıl korkulması gereken içindeki şiddeti güler yüzüyle gizleyen herhangi bir Kayın Sokağı sakinidir.

Sevgi Sıla BİLGİN

  “Çat Kapı”

                                                                                                                                              Andreas STEİNHÖFEL

Çev: Ziba AKKERMAN

Tudem Yayınları

İllüstrasyon https://tr.pinterest.com/pin/121456521182873581/ sitesinden alınmıştır.

Kitap kapağı görseli https://www.tudem.com/urun/kultur/1008/tudem_edebiyat/2606/cat_kapi.aspx sitesinden alınmıştır.

Paylaş

Bir Yorum Yazın

Bize Sorun
1
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Size yardımcı olabilir miyiz?
0
SEPETİNİZ
  • No products in the cart.