12/05/2021
ÖĞRENMEYİ ÖĞRENME

ÜST BİLİŞSEL OLMAK ÇOCUKLARA NASIL YARDIMCI OLUR?

Çocuklar, derslerde zor problemlerle karşılaştıklarında, öğrenmekten vazgeçip hiçbir ebeveynin duymak istemediği “Ben yapamıyorum. ” cümlesini söylerler. Oysa başarılı olabilmek için  “Yapamıyorum!”un yerini  “Nasıl yapabilirim?” almalıdır. Neden takılıp kaldıklarını, onları neyin sinirlendirdiğini ve problemi çözmeleri için neye ihtiyaçları olduğunu bulmaları, yani kendi düşünme süreçleri üzerine düşünmeleri gerekir.

Buna “metacognition”, diğer deyişle “üst biliş” diyoruz.

Bloom Taksonomisi’ne sonradan eklenen bu kavram, göz korkutucu gibi görünse de çoğumuzun her gün farkına bile varmadan yaptığı bir şeydir. Üst bilişsel becerileri kullanmak, kendi düşüncelerimiz üzerine derinlemesine düşünmek, uygularımızla, ihtiyaçlarımızla ve davranışlarımızla ilgili nasıl iç görü kazandığımızı takip etmektir. Yeni deneyimlerden, zorluklardan ve duygularımızdan nasıl öğrendiğimiz, bunları nasıl yönettiğimiz ve bunlara nasıl uyum sağladığımızdır. Zihnimizdeki sürekli konuşmadır; zihinsel olarak sürekli kendimizi seslendiririz ve planlar yaparız.

Giderek daha fazla araştırma, üst biliş stratejilerini kullanmayı erken yaşlarda öğrenen çocukların hem okul içinde hem de okul dışında daha dirençli ve daha başarılı olduğunu ortaya koyuyor. Üst bilişsel teknikler konusunda uzmanlaşmış bir öğrenme koçu olan Tamara Rosier, “Üst bilişsel düşünme bize kendimizi öğretir.” diyor. “Düşünme sürecimiz hakkında düşünmek, değişime imkân veren bir bakış açısı oluşturur.”

Bir örnek veriyor: “Matematik testleri beni endişelendiriyor.” demek yerine kendimize şunu sormalıyız: “Matematik testlerinde beni endişelendiren nedir ve bunu değiştirmek için ne yapabilirim?”

Kendilerine verilen bir görevde “iyi” veya “kötü” olduklarını düşünmeleri öğretilen çocuklar, bir güçlükle karşılaştıklarında ya yapabildiklerine ya da yapamadıklarına karar verme eğiliminde olurlar ama bu ikisi arasında güçlüklerden öğrenmek, stratejiler geliştirmek gibi bir üçüncü seçenek daha bulunur.

Çocuklara daha üst bilişsel becerileri kullanmayı öğretmek, değişim için çok az alan bırakan bir zihniyetten öz farkındalığı ve esnekliği teşvik eden bir zihniyete geçmelerine yardımcı olur.

Zor durumlarda (veya duruma göre ev ödevlerinde) bunalmadan ya da pes etmeden çalışmayı öğrenmesine yardımcı olmak, özellikle sınıftaki diğer öğrencilerden farklı stratejiler geliştirmesi gerekebilecek öğrenme sorunları olan çocuklar için çok daha değerlidir.

Örneğin; kendisine uzun bir makaleyi anlama görevi verilen dikkat eksikliği ve hiperaktivite tanılı bir çocuk, büyük ihtimalle hayal kırıklığına uğramış ve endişeli hissedecektir. Üzüntüsünün ve başarılı olamamasının nedenini bulamazsa “Diğer herkes kolayca yapabiliyor, bense çok başarısızım.” diyecektir. Oysa kendi öğrenme süreci üzerine düşünmeyi öğrenen bir çocuk duruma bakıp “Uzun süre çalışmam gerektiğinde hep böyle hissediyorum. Belki okuma sırasında ara verirsem daha az stresli hissederim. ” deme şansına sahip olur. Üst bilişsel bir yaklaşım benimseyerek hayal kırıklığını yönetebilir ve gelecekte büyük görevlere yaklaşmanın daha iyi bir yolunu bulabilir.

Üst bilişsel beceriler, yalnızca farklı şekilde öğrenen ve sıklıkla kendilerini öğrenme sürecine ayak uydurmakta zorlanırken bulan çocuklar için mükemmel araçlar değildir. Ayrıca çocukların, özellikle beklenmedik zorluklarla karşılaştıklarında kendi kendilerini düzenlemelerini sağlar.

Gladstone, “Üst bilişsel düşüncenin en güçlü yan ürünlerinden biri, artan öz düzenlemedir.” diyor.

Kendi kendini düzenleyebilmek, çocukların bunalabilecekleri deneyimleri yönetmelerine yardımcı olur. Örneğin alışılmadık derecede zor bir metni ezberlemeyi gerektiren bir okul oyunu için seçmelere katılmak zorunda olan iki kızı ele alalım.

Düzenli olarak ne kadar yetenekli olduğu söylenen ve performanslarından ötürü övülmeye alışkın olan kız, kötü performans gösterme düşüncesi karşısında hayal kırıklığına uğrayacak ve bunalacaktır.

Buna karşılık bir zorlukla karşılaştığı zaman sıkı çalışma ve sebat etme becerisinden ötürü övülen kız ise sinirlerini yönetmesine ve kendisi için daha işe yarayan bir prova yolu bulmasına yardımcı olmak için üst biliş becerilerinden yararlanabilir.

Çocukların hayal kırıklığına uğradıklarında yaşadıkları olumsuz duygular, kolayca olumsuz iç konuşmalara dönüşür, genellikle özeleştiri biçimini alır.  “Madem o kadar zekiysem, neden testi geçemedim? Akıllı değilim. İşe yaramazım.”

Rosier, “Değerinizi” akıllı “olmaya verdiğinizde, kendinizi akıllıdan daha az hissettiren her şey yıkıcıdır.” diyor. Pek çok çocuk olumsuz bir iç ses geliştirir ve bu iç ses, üst bilişin yerini alır. Bu olumsuz ses sinsidir. Ondan kurtulmak ve onun yerine çocuğun zorluklarla başa çıkmak için yeni yollar bulmasına yardımcı olan üst bilişsel düşünme becerilerini geliştirmesini sağlamak gerekir.

Bir çocuğun daha üst bilişsel olmaya başlamasına nasıl yardım edebiliriz? ” Rosier, üst bilişsel soruların çocuğunuzun daha derinlemesine düşünmeye başlamasına yardımcı olacağını söylüyor. Sorular şöyle olmalıdır:

Açık uçlu. Çocuğa, düşünme süreci hakkında düşünmesi için biraz alan açabiliriz: Bana neden böyle düşündüğün hakkında daha fazla bilgi verebilir misin?

Suçlayıcı olmayan. Çocuklar tepkisel olduğunda sakin kalmak zor olabilir ancak onlardan davranışları hakkında düşünmelerini istemek bu tür durumları daha iyi yönetmeyi öğrenmelerine yardımcı olabilir: Baban kanalı değiştirdiğinde neden bu kadar üzüldüğünü düşünüyorsun?

Çözüm odaklı. Gelecekte bir şeyleri değiştirmek için üst biliş stratejilerini nasıl kullanabileceğini düşünmesi için onu cesaretlendirebiliriz: Bunu bir dahaki sefere nasıl farklı bir şekilde halledebilirsin?

Süreç odaklı. Çocuğun düşünme sürecinin nasıl işlediğine dair daha iyi bir fikir edinmesine yardımcı olacak sorular sorabiliriz: Çiziminin bittiğini nasıl anlayacaksın?

Rosier, “Çocuklara davranışları hakkında farklı düşünmeyi öğrettiğinizde, onlar da farklı davranmaya başlarlar.” diyor ancak anında sonuç beklememenin önemli olduğu konusunda uyarıyor. Üst bilişsel düşünmeyi öğrenmek bir süreçtir; öğretmenler de ebeveynler de işin çoğunun perde arkasında olduğunu kabul etmek zorundadır.

Elbette hemen ilerleme görmek isteriz ancak çocuklarımız – özellikle de gençler – düşüncelerini bizimle her zaman paylaşmıyor ve bu sorun olmamalı. Gözle görülemese bile üst bilişsel işleyiş içeride devam ediyor olacaktır. Karşılığında tek aldığınız homurtu olsa bile içsel yararı büyüktür.

Soru sormak, çocukların okul çalışmalarında da üst biliş stratejilerini kullanmaya başlamalarına yardımcı olacaktır. Özellikle öğrenme farklılıkları olanlar birçok çocuk için bu, göründüğünden daha zor olabilir. Zayıf çalışma alışkanlıkları, erteleme, ödevlere karşı isteksizlik ve test stresi yüzünden sıkışıp kalmak kolaydır ama üst biliş becerilerini kullanmaya yardımcı şu tarz sorular sorarak farklı bir strateji uygulayabiliriz;

Şu anda bu ders üzerinde çalışmanı zorlaştıran şey nedir sence?

Geçmişte benzer çalışmalarda başarılı olmana yardımcı olan stratejiler neler?

Şu anda yaptığın işte sana yardımcı olması için bu bilgileri kullanabilir misin?

Üst bilişsel sorular sormak, çocuğun sürecini netleştirmesine, kaygısını yönetmesine ve görevine yaklaşmanın daha iyi bir yolunu bulmasına yardımcı olur ancak görev bittiğinde faydalar bitmez.

Öğrenme süreçlerini ne kadar çok anlarlarsa çocukların hem şimdi hem de büyüdükçe kendileri için hangi stratejilerin ve desteklerin en iyi olduğunu bulmaları, yani başarıya ulaşmaları o kadar kolay olacaktır.

Ebru PINAR

https://childmind.org/article/how-metacognition-can-help-kids/  ‘ten çevrilerek özetlenmiştir.

Bu yazıyı değerlendiriniz
[Total: 1 Average: 5]

Similar Posts

Bir Yorum Yazın